ANA SAYFAÖZGEÇMİŞTBMM ÇALIŞMALARISEÇİM BÖLGESİBASINDAN SEÇMELERRÖPORTAJ

Antalya Milletvekili Dr. Osman KAPTAN’ın ETV de yayınlanan “Günün Konuğu” proğramında Antalya’nın sorunları ve turizmi konusunda, o zamanki  ETV Ankara Haber Müdürü Semra Topçu ile yaptığı söyleşinin tam metnidir.


SUNUCU:Güncelliğini koruyan çok hoş bir atasözü var. “Gölge etme başka ihsan istemem” diye. Türkiye, dinamik bir ülke, ama bir çok alanda “gölge etme başka ihsan istemem            diyoruz devlete, bürokrasiye karşı. Bu alanlardan, bu dinamik sektörlerden biri de turizm. Önem veriyoruz ama önem veriyormuş gibi yapıyoruz galiba. Çünkü gördüğümüz kadarı ile her şeye rağmen turizmde gelişmeler son derece sevindirici, fakat her şeye rağmen inanılmaz da ilerlemede, gelişmede zor ve sıkıntılı, sorunların çözümünde sıkıntılı bir süreç yaşanıyor.

            Konuğumuz Antalya Milletvekili Sayın Osman KAPTAN. Hakikaten biz önem veriyormuş gibi mi yapıyoruz turizme?

 

OSMAN KAPTAN: Semra hanım Türkiye de turizme önem vermek durumundayız. turizm Türkiye’nin geleceğidir.

SUNUCU: Bunu slogandan öteye geçirmemiz lazım ama.

OSMAN KAPTAN: Evet. Türkiye’ye genel anlamda baktığımız zaman görüyoruz ki uluslararası yapılan araştırmalarda önümüzdeki 40-50 yıl daha Türkiye’nin olmazsa olmazı turizm. Çünkü dünyada son 50 yıl, Türkiye’de de son 20 yıldır en hızlı gelişen sektör turizmdir. Ve dünyada 500 milyar dolarlık bir turizm pastası var. Bu pazardan bizim aldığımız pay daha %1.8 dir.

SUNUCU: Yine de yeter.

OSMAN KAPTAN: Yuvarlak olarak %2 diyelim. Şimdi Türkiye’de sorunlarımızı çözmek için üretime, ihracata ve turizme ağırlık vermek zorundayız.

SUNUCU: Yani 8,5 milyar dolarların peşinde koşmayalım. (Irak’a saldırısında ABD’nin Türkiye’ye açmış olduğu, kamuoyunu rahatsız eden  şartlı krediye atıf yapılıyor)

OSMAN KAPTAN: Çok güzel söylediniz. 8,5 milyar dolarların peşinde dolaşmayalım. Yapılacak iş turizme önem vermektir, ihracata önem vermektir, yatırıma önem vermektir.

SUNUCU: Bizim kaynağımız yokta ondan mı oluyor? Sayın Kaptan. Hani getirisi olan bir sektör niye ilerletemiyoruz.

OSMAN KAPTAN: Şimdi efendim; izninizle Türkiye’deki turizmin öneminde belli rakamsal göstergeler neyi gösteriyor önce ona bir bakalım. Türkiye de sorun, borçlu bir ülkeyiz ve işsizimiz fazla. 7,5 milyonu kayıtsız, 2,5 milyonu kayıtlı 10 milyon insanımız işsiz.

Bu insanlarımıza biz iş bulmak zorundayız. İşi olan insanlarımızda açlık sınırının altında ücret alıyor. Bunların sayısı da 10 milyon. Yani Türkiye’de 5,5 milyon insan(Sonucu sosyal bir yara Kaptan evet sosyal bir yara), asgari ücretle çalışıyor ve bu bunlar açlık sınırının altında bir ücret alıyor. Yine Türkiye’de 3 milyon insan işçi emeklisi, dul yetimi, 1 milyon insan bağ-kur emeklisi, dulu, yetimi. Mevcut memurlarımızın  663 bin’i de 581 milyon lira olan açlık sınırının altında ücret alıyor. Dolayısıyla bizim,  bu insanlarımıza iş bulmamız lazım. İşi olan insanlara ek gelirli işler bulmamız gerekiyor. Türkiye’de turizmden 2 milyon kişi ekmek yiyor. Ama bu istihdamı arttırmak mümkün.  Bizim komşularımız ve Akdeniz çanağındaki  ülkelere baktığımız zaman;  bizde istihdamdaki 100 kişiden 3 kişi turizmde çalışıyor. Ama İspanya’ya baktığımızda 100 kişiden 8 kişi çalışıyor. Bitişiğimizdeki Yunanistan da istihdamdaki her 100 kişi içinde turizm de olan 6 kişidir. İtalya da 7 kişidir. Dolayısıyla  bizim turizmde çalışan iki milyon kişinin yerine,  5-6 milyon insanımızı turizmde çalıştırma imkanımız var. Yine turizmde altı çizilmesi gereken şey Türkiye’deki milli gelirimizin %6 sı turizmden geliyor. Ve Türkiye’de ihracat gelirlerimizin %30 u turizmden karşılanıyor,  turizme 31 milyar dolar yatırım yapmışız. Doğrudan dolaylı ve  olarak 38-39 sektörle yakından ilgisi var. Yani bir bakıma ekonominin dinamosu,  canlandırmak için ekonominin dinamosu olmak durumunda. Şimdi o nedenle Türkiye turizme önem vermek durumunda, onu vermiyormuş gibi gözükerek değil, cidden önem vermek durumunda,  tanıtımına önem vermek durumunda,  teşviğine önem vermek durumunda,  alt yapısına önem vermek durumunda ve turizmi beynine, yüreğine kazımak lazım insanlarımızın, devleti idare edenlerimizin. Ve ciddi projeler ortaya çıkarmamız gerektiği kanısındayım.

SUNUCU: Şunu net olarak ifade edebilir miyiz acaba? Turizmde özel sektör üzerine düşeni yapıyor, devlet üzerine düşeni yapmıyor demek mümkün mü?

OSMAN KAPTAN: Şimdi devlet imkânları ölçüsü içinde yapmaya çalışıyor. Ama kaynak sıkıntısından yapamıyor.

SUNUCU: Ama, mesela bir kaynak; duble yollar yapılıyor. Ama Antalya bir destinasyon, Antalya’da duble yollardan bir gelişme göremiyoruz. Çok önemli yol eksiği var Antalya’nın.

OSMAN KAPTAN: Şimdi Antalya dendiği zaman, turizm Türkiye için ne kadar önemliyse, Antalya da turizmimiz için o kadar önemli. Antalya da turizm konusunda yok yok. Yani Antalya da Milattan öncesini mi istersiniz? Milattan sonrasını mı istersiniz? Bizans’ını mı istersiniz? Romalıları mı istersiniz? Tarih mi? Doğa mı? Her şey var. Selçukluyu mu istersiniz Osmanlıyı mı? Tarihi var doğası var, her şeyi var. Ve Akdeniz çanağında Antalya en yeni tesislere sahip bir ilimiz. Ve de tarihi doku ile, doğal ve kültürel doku ile, çekiciliği olan bir alan. Şimdi Türkiye ye gelen turistin %40-50 si Antalya ya geliyor. Antalya’nın 640 km lik bir sahil şeridi var. Deniz kıyısı 640 km. Antalya’nın resmen ilan edilmiş 21 tane turizm merkezi var. Bunlardan, özellikle Kaş’tan başlarsak, Kale-Finike ve Kumluca daha çok tarıma dayalı bir süreç içinde- Kemer, Antalya Merkez, Serik, Manavgat, Alanya ve Gazipaşa da tam 21 tane resmen ilan edilmiş turizm merkezimiz var. Antalya’daki turizmin,  turistik tesislerinin, yatırım ve işletme belgeli 855 tane tesisi var, seyahat acentelerinin 220 tanesi Antalya’da çalışıyor. Antalya turistik yatırımı ile, seyahat acentaları ile Türkiye turizminin dinamizmini ayakta tutuyor. Ama bunun yanı sıra mevcut  229.000-230.000 yatak’a karşılık kamudan aldığı bunun karşılığı değil. Yani Türkiye’de Antalya bundan 5-6 yıl önce hatta 1996 da sosyo-ekonomik gelişmişlik sıralamasında 7. sıradaydı, 2003 de; şimdi resmen açıklanmadı ama yapılan hesaplarda 10. sıraya düştü. Sosyo-ekonomik gelişmişliğin içinde elektriği var, suyu var, yolu var,  Antalya’da şu anda 32 tane köyün hiç suyu yok. 459 tane mahallenin hiç suyu yok, yani Antalya’da 491 tane ünitenin suyu yok. Şimdi turizm dendiği zaman önce ulaşım olacak, ulaşım dendiği zaman tabii hemen akla gelen Antalya-Alanya karayolu.

SUNUCU:Evet. 15 senelik bir hikaye.

OSMAN KAPTAN: Evet. 15 senelik bir hikayedir. İnşallah 2004 senesinde bitecek. Ama bitmesi yetmiyor ki, çünkü orda öyle sektör gelişti ki bir Belek bölgesinin bile 35.000 tane yatağı var. Şimdi bu yol bitse bile ihtiyacı karşılayamaz oldu. 15 yıl içinde yapılamadı yapıldığında da artık ihtiyacı karşılayamıyor. Lara-Belek arasında 20 tane tesisin inşaatı var. 35.000 yatak da Belek de var. Dolayısıyla Antalya’da sahilden Lara-Belek arasında acilen yeni bir yola ihtiyaç var. Efendim, yine bu yol konusunun dışında sadece Antalya-Alanya değil; Elmalı-Finike yolu. 500 milyar ödenek koydular bu sene bütçeye 11 trilyon gerekiyor. Bunun yanı sıra Finike-Demre yolu, Patara-Kalkan yolu, Patara-Kalkan-Kaş yolu, bu yolların yapılması lazım.

            Yat limanları olarak; Kaş yat limanın, Gazipaşa yat limanının bitirilmesi gerekiyor. Antalya hava alanı kapasitesinin ihtiyacı  karşılaması gerekiyor.

            Semra hanım,  turizm dendiğinde 1- Ulaşım dedik. 2- Konaklama. Antalya’da 229.600 adet yatak kapasitesi var. 2 konaklama  3-  Yeme, içme, alışveriş. Alışveriş deyince esnaf işe giriyor. O zaman “her şey dahil” sistemi ortaya çıkıyor. Gezme, görme, dinlenme ve inceleme. Şimdi Antalya’da bunların hepsi var. Ama Antalya’da kamu hizmeti olarak; Antalya Türkiye ekonomisine, sosyo ekonomik gelişmişlikte  başlarda 6-7. sırada destek verirken, omuz verirken, Antalya kamudan aldığı yatırımlarda 28. sırada. İller arasındaki sıralamada. Dolayısıyla Turizme Türkiye önem vermeli. Çünkü Türkiye Turizme önem verirken de Antalya ya önem vermeli. Antalya ya yapılan bir yatırım. Türkiye’ye yapılan bir yatırımdır.

SUNUCU: Turizm diyoruz, Antalya da Su sorunu var. Elektrik sorunu var. Yok yok bu durumda. Ulaşım sorunu var.

OSMAN KAPTAN: Semra hanım. Biraz önce; devlet bir şey yapıyormuş gibi görünüyor dediniz. Doğru bir tesbit. Katılıyorum. Antalya’da turistik yollar 385 km, bunun 78 km.si stabilize, 37 km.si de toprak yol. Bunlardan bir tanesi de Çıralı yolu. Kemer-Kumluca arasında Yanartaş diye de bilinir. 5,3 trilyon liraya yapılması gereken bir yol. Proğramda öyle gözüküyor. 2002 yılı sonuna kadar harcanan para 57 milyar, bu sene bütçeye konan para ise 1 milyar.

SUNUCU: Yeni bir rekor kırılacak bu noktada.

OSMAN KAPTAN: (Devamla) ha bu bir milyarı koymak yerine hiç koymasan daha iyi, ama bütçede o kalem kapanmasın diye konuyor. Yine, aynı şekilde Antalya’da bir Hastane ihtiyacı var. Bundan 10 yıl önce 1993 yılında Devlet hastanesine ek bir bina yapılması proğrama alınmış, 32 trilyonluk yatırım gerekli imiş.  Bu on yıl içinde 2002 yılı sonuna kadar bütçeden harcanan para 100 milyar. Bu sene bütçeye konan para bir milyar. Artık Antalya’da yeni bir hastaneye ihtiyaç var. Bu ek bina falan ihtiyacı karşılamıyor. Şimdi elektrik sorunu da var. Turizmde elektrik sorunu da önemlidir. Antalya’nın sık sık elektriklerinin kesilmesi, turistik tesislerde olsun, seralarında olsun, insanlarımızın da olsun. Büyük tepkilerine neden oluyor. Trafolar eskimiştir. Şebekeler eskimiştir. Bunların güçlendirilmesi gerekiyor. Sadece Antalyalıların değil, Türkiye’nin 81 ilinden insanlar gelmiş Antalya’ya  yerleşmiş. Türkiye’de en fazla nüfus artışı olan il. %042. Türkiye!de ortalama %018. Türkiye’de en fazla nüfus artışı olan bir il, bu nüfus doğumdan dolayı değil, insanlar göçle oraya gelmişler. Ekmek için oraya gelmişler. Antalya’nın cazibesine kapılmışlar gelmişler. Antalya’ya bir de Turist geliyor. O zaman sağlıktı, eğitimdi her şey ortaya gidiyor. Bir Bütün olarak bakmak lazım. Şimdi elektrikte de Varsak-Denizli elektrik hattı projesinin kısa zamanda sonuçlanıp, devreye girmesi gerekiyor. Bunun yanında Antalya da ki turizmin çeşitlendirilmesi, kapasitenin artırılması, en başta da kaliteyi artırmak, ürün kalitesini artırmak, kapasiteyi artırmak, bu Türkiye’nin sorunu zaten. Turizmi  Çeşitlendirmek ve 12 aya yaymak gerekir.

SUNUCU: Yani kalkınma dönemi yakalamak lazım.

OSMAN KAPTAN: Evet. 12 aya yaymak. Şimdi bu süreçlere baktığımız zaman Antalya da tabii sağlık ta işin içine girer. Seyahat acentalarının sorunları da işin içinde. Turizm eğitimi de işin içine giriyor. Nitelikli insan olması gerekiyor. Tabii sektörde çalışan insanların ve bu Antalya’nın sorunlarını Türkiye’nin turizm sorunlarından soyutlamamakla birlikte Antalya’nın yolundan, elektriğinden, suyundan alt yapılarının acilen yapılması gerekiyor. Bu konuşmamızın ilerleyen bölümlerinde bu konuda birde öneride bulunmak istiyorum. Nasıl bir Antalya ve turizm kenti Türkiye de.

SUNUCU:  Tabii şunu da vurgulayalım. Sadece Antalya değil, turistik bir İl sonuçta, örnek bir İl, ama İzmir de var, farklı bir statümü gerekiyor? Bu  tür yerlere.

OSMAN KAPTAN: Evet. Tabii İzmir var. İstanbul var. Bir çok turistik yer var. Konumuz Antalya olduğu için ben Antalya üzerinden örnekler veriyorum. Özel bir statü gerekiyor. Antalya’ya. Özel Statü nedir? Efendim devlet kaynak yetersizliğinden yakınmaktadır. Geçen yılki Turizm Şurasında alınan karar gereğince bizim 2020 yıllarında 60.000 turist  ve turizmden 50 milyar dolar gelir sağlayabilmemiz için yılda turizme 450 milyon dolar kaynak ayırmamız gerekiyor. Bu 450 milyon doların 250 milyon doları teşvik, 100 milyon doları dış tanıtım, 100 milyon doları da altyapıya. Devletin bunu ayırması gerekiyor. Şimdi devlet bu kaynağı ayırmıyor, ayıramıyor. Mevcut krizlerdi, sıkıntılardı, belli şeylerden ayıramıyor. Peki ayrılmadığı zaman biz bu hedefimize nasıl ulaşacağız. Buna başka bir çözüm üretmemiz gerekiyor. O çözümde işte turizm kentlerini yeni bir statüye kavuşturmak lazım. Yani Antalya’nın  özel bir statüyle yönetilmesi gerekiyor. Bu özel statüde işte, bunun içinde özel sektör, turizm sektörü de  olacak kamu sektörü de olacak, Valinin başkanlığında olacak, diyelim ki 100 bin yatağı olan bir yer turizm kenti olacak. Bu turizm kentlerinde işleri hızlandırmak için, 1050 sayılı Muhasabe-i Umumiye yasasından, ihale yasasından, sayıştay vizesinden belli esneklikler de koyarak. İşletmelerden katılım payı da alarak, gelen turistlerden katılım payı,-her Turistten 10 dolar para alınsa- bu sene bütçeye tanıtım için konan para 65 milyon dolar. Sadece Antalya ya gelen Turistten 50 milyon doların üstünde bir para gelecek Antalya’ya gelen turistten. Bu sadece gelen turistten para almak açısından değil, KDV dende olabilir. bu yatırımların hani dedik ya 37 km toprak yol var, bu yolun yapılması lazım. Turistik yol. 78 km stabilize yol var, susuz yolsuz köyler var. Antalya’yı bir bütün olarak düşünmek lazım, düşünürken bir turizm tesisinin içindeki personeli eğitilmiş, nitelikli, kaliteli hizmet sunabilen, aynı zamanda tesisin çevresinde de eğitilmiş çevre, yani turizm bilinçli bir tesis, turizm bilinçli bir  çevre, esnafıyla, halıcısıyla, kilimcisiyle, Efendim halkıyla ve turizm bilinçli bir kent, turizm bilinçli bir bölge ve turizm bilinçli bir ülke ve hepsinden önemlisi de turizme öncelik veren siyasal iktidar olması gerekir. Sadece siyasal iktidarın olayı da değil bu tüm Türkiye’nin sorunu. Ama siyasal iktidarın işe öncelik vermesi gerekiyor. Siyasal bilinci siyasal kültüre dönüştürmek lazım. Siyasal kültürü, turizmde  bir yaşam biçimi haline dönüştürülmesi gereğine inanıyorum.

SUNUCU: Süremizin sonuna geldik. Ama şunu merak ediyorum. Özel Statü derken bunun olma olasılığı var mı? Çünkü farklı İller için Yerel Yönetimler Yasası tartışılırken gündeme geliyor. Bu bağımsızlığa gidecek bir yol olarak kaygı verici bir noktaya ulaşmaz mı? Sizde böyle bir kaygı var mı? mesela.

OSMAN KAPTAN: Efendim, Türkiye de Yerel Yönetimler ve Kamu Yönetimi yeniden düzenleniyor. Bizim önerdiğimiz model, Üniter devlet yapısının dışında bir model değil. Biraz öncede üzerinde durduğum konu, Valinin başkanlığında olacak, diyelim ki Antalya Valisinin başkanlığında. Büyükşehir Belediye Başkanı, belediye Başkanlarından seçilecek 2 üye, Antalya Ticaret ve Sanayi Odası, Esnaf odası. Tabii esnafların sorunları var her şey dahil sisteminden. Yakınılıyor. Ama öbür tarafta ki turizm işletmeleri de doluluk oranını arttırmak için her şey dahil sistemine yöneliyorlar. Her şey dahil sistemine yönelirken bu sorunların çözümü buradan merkezi idareyle çözülemiyor. Valinin başkanlığında,  buna Antalya Ticaret ve Sanayi Odası yatkın, Antalya’daki demokratik kitle örgütlerinin çoğu yatkın. Ve turizm sektörü de bizzat katılarak yapılacak iş yeni statünün belirlenmesinde. Türkiye’de kamu yönetimi düzenlenirken bunu yerli yerine oturtmak. Yoksa devlet içinde bir devlet yaratmak gibi bir görüş söz konusu olamaz. Bu konuda Antalya Ticaret ve Sanayi Odasının çalışmaları var. Onlar Turizm Kentleri Hizmet Birlikleri kurulsun anlamında. Bu sadece Antalya için de değil. Biraz önce saydığımız Muğla’sı da olabilir. İstanbul da olabilir. Bu birazda şuna benzetilebilir. Eskiden bir “olağanüstü hal” vardı. Yani ne vardı. O İllerde terör vardı. O İllerde Valinin yetkilerinin biraz arttırılması  gerekiyordu. Arttırıldı. “Olağanüstü hal” kaldırıldı sonradan. Şimdi turizm bölgeleri de eğer bizim öncelikli bir can simidimiz ise, kurtuluş ümidimiz ise, insanlarımıza iş sahası açılacak ise ve Türkiye’yi borç batağından çıkaracaksak, artık o paradan para kazanma dönemlerini geçtik. Üretim yapılması gerekir. Turizme ağırlık verilmesi, ihracata ağırlık verilmesi lazım. Bu sadece Antalya’nın Turizm boyutu. Birde Antalya’nın sebzeciliği var,seracılığı var, narenciyeciliği var, bunlar ihracaat açısından önemli şeyler.  Ama onları da başka bir proğram da değerlendirelim.

SUNUCU: Kıyı bölgeleri genelde böyle galiba değil mi? hem ihracaat önemli hem turizm önemli kıyılarımızda.

OSMAN KAPTAN: Evet. Ben burada sonuç olarak şunu söylemek istiyorum. Proğramınızında herhalde sonuna geldik. Şimdi 1- Antalya’nın sorunları çözülmeli, turizmin çeşitlendirilmesi. Turizmin golf’ünden tutunda sporuna kadar. Antalya’nın mesela stadyumu eski, yıllar önce yapılmış ihtiyaca cevap vermiyor. Yeşilbayırdaki Valiliğin sağladığı 300 dönüm arsaya acilen bir şehir Stadyumu yapılması gerekiyor. Önümüzdeki yıllarda Avrupa şampiyonası Türkiye’de yapılacağı zaman onun bir kısım maçları da Antalya’da yapılacak. 2- Antalya’da yeni bir Hastane, yollarını, elektriğini, bunları saymamızın yanında Antalya’da uluslar arası nitelikte bir Turizm Eğitim Merkezinin yapılması gerekir. Bu ne demektir. Bu, Uluslararsı eğitim merkezine  Akdeniz çanağındaki ülkelerin insanları gelecektir, okuyacaktır. Karadeniz Ekonomik İşbirliği Ülkelerinden gelecektir ve Türki Cumhuriyetlerden insanlar buraya gelecek, ülkemize döviz bırakacak, burada  eğitimlerini alıp memleketlerine dönecekler. O zaman bizim standardımız daha da yükselecektir Turizm eğitiminde.

SUNUCU: Böylece çok önemli bir öneri bu da; Uluslar arası Turizm Eğitim Merkezlerinin yapılması. Bunu da burada vurgulamış olalım. Proğramı bitiriyoruz, çok teşekkür ediyoruz. Yapılması gereken çok şey var, konuşulması gereken çok şey var bir daha ki proğrama diyelim sayın KAPTAN.

OSMAN KAPTAN: Efendim; ben de özellikle Turizm konusunda ETV nin yaptığı yayınlardan dolayı ETV yi kutluyorum. Sizleri kutluyoruz. Proğramlarınızdan dolayı. Sonuç şudur. Turizme sahip çıkılması Antalya’ya sahip çıkılması, Antalya’nın Turizmine ve Antalya’ya önem veren herkese sahip çıkılması gerekir. Teşekkür ederim.

SUNUCU: Çok teşekkür ederim. Evet. Küresel rekabet gücünü arttırmak gerekiyor. Küreşelleşen Dünyada Türkiye’nin yer alması gerekiyor.

 

 

© Web site Powered by Cahit Tosun