ANA SAYFAÖZGEÇMİŞTBMM ÇALIŞMALARISEÇİM BÖLGESİBASINDAN SEÇMELERRÖPORTAJ

Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu, 23. Dönem 3. Yasama Yılı 61. Birleşim 24 Şubat 2009 Salı günü TUTANAKLARINDAN

…….

BAŞKAN- Şimdi teklifin tümü üzerinde söz isteyen grupları arz ediyorum: Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına Antalya Milletvekili Osman Kaptan…

Sayın Kaptan, buyurun efendim. (CHP sıralarından alkışlar)

 CHP GRUBU ADINA OSMAN KAPTAN (Antalya) - Sayın Başkan, değerli arkadaşlarım; görüşülmekte olan 272 sıra sayılı kanun değişiklikleri hakkında Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum, hepinizi saygıyla selamlarım.

Sayın arkadaşlar, vatandaşlarımız tarafından gerek özel kişilere ait taşınmazlar gerekse Hazinenin mülkiyetindeki veya devletin hüküm ve tasarrufu altındaki taşınmazlar ecrimisil ödenerek veya ödenmeyerek kullanılmaktadır. Bu durum Türkiye'nin bir gerçeğidir. 1 Haziran 2005 tarihine kadar sadece özel mülkiyete konu taşınmazların izinsiz kullanılması hâlinde olay sanıkları haklarında o tarihte yürürlükte olan TCK'nın 513'üncü maddesinden işlem yapılmaktaydı. 1 Temmuz 1926 tarihinden 1 Haziran 2005 tarihine kadar yaklaşık seksen yıldır bu şekilde uygulama yapılmıştır. 1 Haziran 2005 tarihinde yürürlüğe giren yeni TCK'nın 154'üncü maddesinin birinci fıkrası ise uygulamada ciddi sorunlar meydana getirmiştir.

Birincisi: Turizm yörelerinde sorun yaratmıştır.

İkincisi: Kentsel ve kırsal kesimde sorunlar yaratmıştır.

Üçüncüsü: Defterdarlık personelinin görevlerinde sorunlar yaratmıştır.

Dördüncüsü: Mahkemelerin yükünü artırarak sorun yaratmıştır.

Sayın arkadaşlar, 1 Haziran 2005'te yürürlüğe giren yeni TCK'nın 154'üncü maddesinin birinci fıkrası ile özel mülkiyete konu olmayan ve kamu tarafından her zaman korunması mümkün ve de gerekli olan taşınmazlar kapsama alınmıştır. Bu maddenin uygulamaya girmesiyle birlikte turizmciler için hapis yolu da gözükmüştür. Turizmciler turistler için kullandıkları sahillere ecrimisil bedeli ödedikleri hâlde Maliye Bakanlığı tarafından mahkemeye verilmeye, mahkemeler de hapis cezası vermeye başlamıştır. Bu konuda açılan yüzlerce dava mahkemelerde devam etmektedir. Alanya, Side, Belek, Antalya Merkez ve Kemer'deki turizmciler mahkemelerin sonucunu beklemektedirler. Bütün turizmciler tedirgindir. Sadece Antalya'da 400'den fazla turizmci hapis cezasıyla karşı karşıyadır. İzmir Menderes'te de 1.200 kişi hakkında dava açıldığı basında yer almıştır.

Sayın milletvekilleri, eskiden konaklama tesisleri turistler için kullandıkları sahile ecrimisil bedeli ödüyor ve mahkemeye verilmiyorlardı. Yeni uygulamada TCK'nın 154'üncü maddesi turizmcilerin korkulu rüyası olmuştur.

Bu konuda, Manavgat Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Dr. Şükrü Vural, "Ülkemizin bacasız sanayisi olarak nitelendirilen turizm sektöründe, Maliye Bakanlığının açmış olduğu ecrimisil davaları yüzünden dört yüz turistik tesis müşterilerine kullandırdıkları sahillerden yararlanamaz hâle gelmiştir, turizmci bu durumun yurt dışı pazarlarına yansıması hâlinde satışların doğrudan etkileneceği endişesine kapılmıştır." diyor.

Sayın arkadaşlarım, ülkemize gelen turistlerin yüzde 99'una yakını denize girmek, sahilde, kumda güneşlenmek ve dinlenmek için geliyorlar. Bu ihtiyacı karşılamak için turizmcilerimiz büyük yatırımlar yapmışlardır. 36 milyar dolarlık sektör yatırımının 16 milyar doları Antalya'dadır. Turizmciler büyük paralar harcayarak yaptıkları otellerin, tatil köylerinin önündeki sahile şezlong, şemsiye koyarak, yeme içme hizmetleri vererek turistlere hizmet vermekte ve devlete ecrimisil ödemektedirler. Antalya 640 kilometrelik sahiliyle İstanbul'dan sonra Maliyeye en fazla ecrimisil ödeyen ilimizdir. Sadece Manavgat ilçemizde ödenen ecrimisil, Kahramanmaraş ilimiz ölçeğindeki illerin verdiği yıllık vergiden daha fazla vergi vermektedir. Geçen yıl bu ilçemizde 14 turizmcimiz hapis cezası almış, 20 Ocak 2009 duruşmasında da 50'den fazla otelci hapis cezasıyla karşı karşıya gelmiş, diğer davalar da devam etmektedir.

Sayın arkadaşlarım, ülkemizin geleceğinde ve gelişiminde son derece önemli olan turizm sektörü 2008 yılında dünya turizm pazarında onuncu sırada yer almıştır, 2010 yılında beşinci, 2020 yılında ise üçüncü sırada yer alması hedeflenmektedir. 2008 yılında ülkemize 26 milyon turist gelmiş, 21 milyar dolar gelir elde edilmiştir.

Turizmcilerin desteklenmesi, önlerinin açılması gerekirken otelcilere "Turistleri denizsiz, kumsalsız, güneşsiz ağırlayın." diyemeyiz, dersek dünyada gülünç duruma düşeriz. Turizmciler otellerinin önündeki sahile el koymuyorlar, şezlong, şemsiye koyuyorlar, karşılığında da ecrimisil ödüyorlar. El koyan varsa, elbette cezalandırılmalıdır. Bu konuda ilgili kanunlar zaten yürürlüktedir.

Örneğin, özel mülkiyete konu olmayan kamuya ait devletin hüküm ve tasarrufu altındaki taşınmazların izinsiz kullanılmaları hâlinde, taşınmaz orman sınırları içinde ise hâlen yürürlükte olan 6831 sayılı Orman Kanunu, korunması gereken kültür ve tabiat varlıkları kapsamında bir alan ise 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu, kıyı-kenar çizgisi içinde veya bitişiğinde ise 3621 sayılı Kıyı Kanunu, ruhsat almadan veya ruhsata aykırı bina ve yapılar için ise 3194 sayılı İmar Kanunu ile TCK'nin 184'üncü maddesinden işlem yapılmaktadır. Mera veya sulak alanlar ise yine kendi kanunları çerçevesinde korunmakta ve oluşan ihtilaflar kendi kanunları çerçevesinde çözümlenmektedir. Gerçek ve tüzel kişilerin zilyet oldukları taşınmazlara bir müdahale iddiası olduğu zaman da 3091 sayılı Taşınmaz Mal Zilyedliğine Yapılan Tecavüzlerin Önlenmesi Hakkında Kanun veya müdahalenin meni türü hukuk davalarıyla çözümlenmektedir. 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu'nun 75'inci maddesi ve bu maddenin verdiği yetkiler çerçevesinde idari makamlar da kullanım bedellerini tahsil edebilmekte veya tahliyelerini sağlayabilmektedirler.

Sayın arkadaşlarım, TCK 154'ün birinci fıkrasının uygulanmasında kazanın taraf yoktur, kaybeden taraf vardır. Bu uygulamanın devam etmesi hâlinde turizm gelirimiz azalacaktır, Maliye Bakanlığı da ecrimisil gelir kaybına uğrayacaktır. Devlet gelir kaybına uğrayacak, turizmci de hem gelir kaybına uğrayacak hem de hapis yatmak zorunda kalacaktır. Ülkemizdeki 473 bin hektar 2/B arazisini ve kamuya ait diğer arazileri yıllardan beri kullanan, imar eden, eken, biçen, üzerinde ev yapan İstanbul Sultanbeyli, Antalya Varsak, Kepez ve benzer yerlerde yaşayan vatandaşlarımıza hapishane yolu gözükmüştür. Ecrimisil ödeseler dahi kurtulamayacaklardır. Kentlerdeki sorunlar bir yana, Anadolu'muzun bir köyünde hazine arazisi üzerine dört beş keçisi için bir ağıl yapan çoban veya iki ineği için baraka yapan köylümüz hakkında da bu maddeden dava açılacaktır.

Sayın milletvekilleri, Maliye Bakanlığı defterdarlık görevlilerinin TCK'nın 154'üncü maddesine göre kamu arazilerini işgal edenler hakkında cumhuriyet savcılarına suç duyurusunda bulunmaları, ihbar etmeleri gerekmektedir. İhbar etmezlerse, yine TCK'nın 279'uncu maddesine göre görevi ihmal suçundan altı aydan iki yıla kadar hapis cezasıyla yargılanırlar. Bu durumda Millî Emlak personeli sahildeki turizmciyi de, dağdaki çobanı da, kırk elli yıldır üzerinde ev yaparak oturan kişileri de savcılığa ihbar etmek zorundadır, yoksa kendisi de hapse girecektir.

Örneğin, Antalya Beldibi'nde yüz altmış beş yıldır, dört kuşaktır üzerinde ev yapılıp, ikamet olarak kullanan, 1843 doğumlu babasının dedesinden kalan 1.540 metrekare alan için torun Mehmet Talih hakkı olmayan yere tecavüz etmek suçundan 11/2/2008 tarihinde Batı Antalya Emlak Müdürlüğü tarafından mahkemeye verilmiştir, Kemer Asliye Ceza Mahkemesinde yargılanmaktadır.

Sayın milletvekilleri, ayrıca yeni TCK'nın 154'üncü maddesinin uygulanması mahkemelerin yükünü de artırmıştır. Bir örnek vermek istiyorum: Antalya Kemer ilçesi Asliye Ceza Mahkemesinde 9 Mayıs 2008 günündeki duruşma listesinde 43 dava yer almaktadır, bunun 24 tanesi hakkı olmayan yere tecavüz davasıdır yani 9 Mayıs 2008 günündeki Kemer Asliye Ceza Mahkemesindeki 43 davanın 24 tanesi hakkı olmayan yere tecavüz davasıdır yani bir gündeki duruşma listesinin yarıdan fazlası TCK 154/1'den açılmış davalardır. Mahkeme yüklerini ne kadar artırdığını da bu örnek göstermektedir.

Yine Antalya Kemer ilçesinde 800 civarında kişi mahkemeye verilmiştir; hepsini de ihbar eden, elbette görevinin gereği, Antalya Valiliği Batı Antalya Emlak Müdürlüğüdür, hepsinin suçu ise hakkı olmayan yere tecavüz etme, sevk maddesi de TCK 154/1'dir. Bu kişiler, çoğu 300 ile 1.700 metrekare büyüklüğünde olan kullandıkları alanlar için, bir kısmı atalarından intikal ettiğini, bir kısmı hazineye ait olduğunu bilmediklerini, bir kısmı otuz kırk yıldır kullandıklarını ve başkalarından satın aldıklarını ve hepsi de vergilerini ödediklerini mahkemede beyan etmektedirler.

Sayın arkadaşlar, bir başka örnek daha vermek istiyorum: Domaniç asliye hukuk hâkimi, adalet mensuplarının adalet.org web sitesinde bu konuda bir soru soruyor, diyor ki: "Sanık, maliye hazinesi adına tapuya kayıtlı araziye tahtadan küçük bir baraka yapmış. Sanık hakkında, hakkı olmayan yere tecavüz suçundan, TCK 154'ten kamu davası açıldı. Bu davada barakanın da müsaderesi istenmiş. Yargılama devam ederken sanık barakayı yıkıyor.

1) Suç oluşur mu?

2) Barakanın müsaderesi mümkün müdür?  

3) Müsaderesi mümkünse, sanık tarafından baraka yıkıldığından ne yapmak gerekir?" diye soruyor.

Örneklerde de görüldüğü gibi, sorun sadece turizmcilerin, sadece kentsel ve kırsal kesimdeki vatandaşlarımızın sorunu değil, defterdarlıkların, hâkim, savcı ve mahkemelerin de sorunu hâline gelmiştir.

Bu sorunları çözmek için TCK 154'üncü maddenin 1'inci fıkrasının değiştirilmesi gerekmektedir. Bu nedenle ben ve Cumhuriyet Halk Parti Antalya Milletvekili arkadaşlarım kanun değişiklik teklifini hazırladık, AKP Antalya Milletvekili Sayın Sadık Badak ve MHP Antalya Milletvekili Sayın Hüseyin Yıldız da teklifimize imza koymuşlardır.

Getirdiğimiz teklifteki yenilik, 1 Haziran 2005'ten önceki, seksen yıldır uygulanan duruma dönülmesi ve suçun şikâyete bağlı hâle getirilmesidir. Altı aydan üç yıla kadar olan hapis ve bin güne kadar olan adli para cezalarında herhangi bir değişiklik söz konusu değildir. Teklifimiz Adalet Komisyonunda görüşülerek kabul edilmiştir.

Antalya Kepez'le ilgili sorunların çözümü yönündeki teklif üzerine 2'nci maddede konuşacağım için, teklifin tümü üzerine yaptığım bu konuşmada Antalya Kepez konusuna değinmiyorum.

TCK'nın 154'üncü maddesinin 1'inci fıkrasının değiştirilmesine ilişkin kanun teklifimizin kabul edilmesini yüce Meclisten saygılarımla diliyorum.

Sayın arkadaşlarım, sözlerimi bitirirken, Sayın Adalet Bakanımız da buradayken bir şey söylemek istiyorum. Malum Antalya Milletvekiliyim. Sayın Bakan, Antalya'da, Gazipaşa'da, Alanya'da Hükümete destek vermeyen yerlerin belediyelerine destek vermeyiz anlamında bir açıklamalar yapmıştır.

BÜLENT BARATALI (İzmir) - Büyük talihsizlik tabi.

OSMAN KAPTAN (Devamla) - Evet, büyük talihsizlik.

Şimdi, Sayın Başbakan da, 21 Şubat, Diyarbakır'da "Ayrımcılık en çok altını çizdiğim kırmızı çizgidir." diyor. Şimdi, Sayın Başbakanın dediği mi doğru değerli arkadaşlarım, yoksa Sayın Bakanın dediği mi doğru? Yoksa sayın bakanlar Sayın Başbakanı mı dinlemiyor?

Sayın arkadaşlar, Sayın Bakana yakışmayan bir ifade bu. Hele hele Sayın Adalet Bakanına yakışmayan bir ifade. Tehdit, şantaj ve bir kayırmacılığa yönelik bir ifade.

Anayasa'mıza göre hepimiz biliyoruz ki, genel seçimlerde adalet bakanı, içişleri bakanı ve de ulaştırma bakanı istifa ediyorlar. Yerel seçimlerde ise bu bakanlar istifa etmiyor. Ama bu örnek gösteriyor ki, demek ki yerel seçimlerde de bu bakanların -adalet bakanının, içişleri bakanının ve ulaştırma bakanının- istifa etmesi gerekiyor.

Şimdi, Sayın Bakan, destek verilmemesinden söz ediliyor. Ama değerli arkadaşlar, ben biliyorum ki bizim Antalya'da Muratpaşa Belediyesi on yıldır Cumhuriyet Halk Partili bir belediye başkanının yönetimindedir ve Hükûmetten de gerekli desteği almamasına rağmen harikalar yaratmaktadır. Konyaaltı Belediyesi aynı şekilde, Gazipaşa Belediyesi aynı şekilde ve Elmalı, Akçay Belediyesi çok ciddi çalışmalar yapmaktadırlar. Halkımız da kendilerinden çok memnundurlar. Şimdi, Sayın Bakanım, ben şunu sormak istiyorum: Bu kamu personelinde "benim memurum, benim amirim" gibi bir ayrım yapıldı, "yapılmadı" deseniz bile yapıldı. Ee, ihalelerde "benim müteahhidim-benim olmayan müteahhidim" ayrımı da yapıldı, basında da "benim memurum"dan sonra "benim medyam-benim olmayan medyam" ayrımı da yapılıyor. Şimdi arkadaşlar, bir de "benim belediyem-benim olmayan belediyem" ayrımı yapılması çok yanlış olmuştur. Bu konuda Sayın Bakanın bir açıklama yapmasını ve özür dilemesini diliyorum.

Hepinize saygılar sunuyorum. (CHP ve MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkürler Sayın Kaptan.


 

 

© Website powered by cahit tosun