
|
|
|
18.11.2009 TARİHİNDE, ULAŞTIRMA BAKANLIĞI, Karayolları Genel Müdürlüğü, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu, Denizcilik Müsteşarlığı, Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü 2010 bütçeleri TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda görüşülürken yaptığım konuşma ve sorduğum sorular. BAŞKAN – Sayın Kaptan, buyurun. OSMAN KAPTAN (Antalya) –Teşekkür ederim Sayın Başkan. Sayın Başkan, Sayın Bakan, değerli arkadaşlarım, değerli basın mensupları, değerli bürokratlar; ben sözlerime Sayın Bakan hemen kara yollarından başlayacağım. Karayollarından Antalya’yla ilgili birkaç talebimiz var, ondan sonra konuşmama geçeceğim çünkü konuşmanın sonunda bakarsınız zaman kalmaz, Başkan konuşmayı keser filan. Şimdi Sayın Bakan, birincisi, Antalya-Gazipaşa’nın Gazipaşa’dan Anamur tarafına giden Kaledran’a kadar olan yolun programa alınması gerekiyor. Antalya gibi turistik bir kente orası yakışmıyor. Sayın Ali Er de biraz önce Anamur tarafının yolunu söyledi. O yol bağlanan yol, o yolun programa alınması. İkincisi: Akseki-Cevizli-Beyşehir yolu ise programa alınmış fakat para konmamış yani ödenek konmadığı için bu yol yapılamıyor. Akseki-Cevizli yolu, o Beyşehir hattındaki yol programa alınmış ama bu yola yeterli ödenek konmadığı için yol yapılamıyor. Üçüncüsü: Akseki-İbradı yolunun iyileştirilmesi gerekiyor. Akseki-İbradı yolunun hakikaten iyileştirilmesi gerekiyor. Bu da fazla masraflı olacak bir şeyde değil, yapılabileceği kanısındayız. Dördüncüsü: Kemer’deki yol çalışmaları gayet memnuniyet verici bir hızla gidiyor, hakikaten o Karayolları çalışanlarına teşekkür etmek lazım. Yıl sonuna kadar üç tane tünelin açılması söz konusu. O bölgede Kemer, Finike, Kumluca tarafı, Kaş tarafı, Muğla tarafı yolu rahatlayacaktır yılbaşından sonra. O üç tane tünel yıl sonunda açılacaktır. Finike-Elmalı yolu önümüzdeki yıl gerekli ödenekler de konursa, aksamadan giderse bitirilecektir. Kaş-Kalkan çevre yollarının -1,5-2-3 kilometrelik, az da olsa- yapımına da yine ara verilmeden devam edilmesi gerekir ve o çevre yollarının da bitirilmesi gerektiğine inanıyoruz, bu konuda gereğinin yapılmasını istiyoruz. Şimdi karayollarıyla ilgili talebimiz budur. Sayın Başkan, Sayın Bakan; hepimiz biliyoruz ki insanlık tarihi boyunca hep hak, adalet, özgürlük uğruna verilmiş çetin mücadeleler vardır. Bu mücadeleler sonunda da binlerce yıllık deneyim sonucunda çoğulcu demokratik sistemler oluşmuş ve birey hakları, insan hakları da güvence altına alınmıştır. Demokratik yönetimlerde siyasal iktidarların birey haklarını, insan haklarını ihlal eden keyfî tutumları hukuk denetimine tabidir. Hukuk denetimi ancak bağımsız yargıya dayalı olduğu sürece geçerliliğini koruyabiliyor. Anayasa’mız herkesin haberleşme hürriyetine sahip olduğunu ve haberleşmenin de gizliliğinin esas olduğunu hükme bağlamıştır. Görülen odur ki ülkemizde sanık olmayan, tanık olmayan, dinlemeye takılmış, bir Ergenekon dosyasına giren herkesin konuşması kamuoyunun gözü önündedir ve bu o dosyadan basına sızdırılmakta veyahut basın almakta, yazmaktadır ve insanlarımızın haberleşme özgürlüğünün gizliliği kalmamaktadır. Dolayısıyla burada hem bireyin insan hakkı, haberleşme hakkı ortadan kalkmakta hem de yargı bağımsızlığı ortadan kalkmakta ve hukuk devletinin temellerini de sarsacak bir boyuta gelmektedir. Yargıtay cumhuriyet savcıları, yargıçlar dinlenmekte -dinlendiğini her gün zaten gazetelerde okuyoruz- resmî açıklamada -eski bakan açıklamıştı sanıyorum- “70 bin kişi dinleniyor.” denilmişti. TİB Başkanına göre de Sayın Başbakan altı yıldır dinleniyor. NECDET ÜNÜVAR (Adana) – Sayın Başbakan sürekli çalışıyor yalnız! OSMAN KAPTAN (Devamla) – Dinleme konusunda mı çalışıyor? NECDET ÜNÜVAR (Adana) – Dinlenmiyor, çalışıyor! OSMAN KAPTAN (Devamla) – Adana Milletvekilimiz Sayın Tacidar Seyhan, kendisi burada, basına da intikal etti, bugünkü basında da var, Tacidar Seyhan arkadaşımıza göre de 300 milletvekili, 3 bin yargıç ve 613 gazeteci şu anda dinleniyor. FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) – Hâlâ mı? OSMAN KAPTAN (Devamla) – Bugünkü Cumhuriyet gazetesinde alıntı var. TACİDAR SEYHAN (Adana) – Ben açıklayayım müsaade ederseniz. OSMAN KAPTAN (Devamla) – Kendisi biraz sonra konuşacaktır elbette. Evet, Sayın Bakan, yani Türkiye’de herkes dinleniyor, herkes izleniyor, herkes korkutuluyor, herkes susturuluyor. Şimdi, Sayın Bakan, geçenlerde ben burada bir bakanlığın bütçesinde korku imparatorluğundan söz ettim, arkadaşlar rahatsız oldu. Ya arkadaşlar, yani bir memlekette, bir ülkede başbakan dinlenirse, yargıçlar dinlenirse, cumhuriyet savcıları dinlenirse bu devri hükûmetinizde korku imparatorluğu kurulmamıştır denilebilir mi? BÜLENT BARATALI (İzmir) – İmparator kim? OSMAN KAPTAN (Devamla) – Şimdi efendim, 3 Haziran 2008 Salı günü Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulunda AKP Karaman Milletvekili Sayın Mevlüt Akgün dinleme konusunda yaptığı gündem dışı konuşmada şöyle bir örnek veriyor: “Geçtiğimiz günlerde bir televizyon programında, devlette çok önemli görevlerde bulunmuş olan eski Bakan Sayın Hasan Celal Güzel kendisinin de dinlendiğini, hatta şakayla karışık her telefon konuşmasında dinleyenlere küfür ettiğini, görevli memurun gelerek ‘Ağabey, ne olur küfür etme, biz emir kuluyuz.’ diyerek dinlemeyi ifşa ettiğini anlatmıştır.” Sayın Başkan, Sayın Bakan, sayın milletvekili arkadaşlarım; AKP iktidara geldiği günden beri basınla, üniversiteyle, TSK’yla ve yargıyla sürekli bir tartışma, çatışma hâlinde olmuştur. Bu çatışma ve tartışma hâlinin sonucudur ki herhâlde, belli noktalardan sonra özellikle bu Anayasa Mahkemesinde parti kapatmaya ilişkin, laiklik ilkesine karşı hareketlerin odak noktası hâline geldiği, Anayasa Mahkemesinin 1’e karşı 10 oyuyla karara bağlanmasından sonra basına karşı özelde daha da bir denetleme ve özel tutumlar ortaya çıkmış, Doğan Grubu’na karşı orantısız vergi cezalarının, TSK’ya karşı uygulanan psikolojik savaşın, üniversitelerin YÖK kanalıyla denetim ve baskı altına alınmasının, yargıç güvencesinin kalkmasının veyahut kalmamasının ve bunun yanı sıra kuvvetler ayrılığının neredeyse kuvvetler birliğine bir dönüşme durumuna gelmesinin, yürütmenin yasama ve yargıçlara emir ve talimat verme konumuna, durumuna, etkisine gelmiş olmasının Türkiye için olumlu gelişmeler olmadığını sanırım kabul edersiniz. Sayın Bakan, Genel Kurulda bir konuşmanızda dinleme konusunda üç tane istihbarat örgütünden bahsediyorsunuz -bu dinleme ve izlemenin istihbarat toplamanın- MİT, Jandarma, Emniyet Genel Müdürlüğü. Bu dinlemelerde, o zaman, MİT de, Jandarma da, Emniyet de hepsi Hükûmete bağlı. Son zamanlarda kurulan bir de TİB var, değil mi. Esas bu iş TİB’den mi geliyor? Bunlara diyorsunuz ki: “Bunun üçü mutlaka ve mutlaka -aynı sözcüğü kullanıyorsunuz mutlaka ve mutlaka- hâkim kararıyla oluyor bu dinlemeler.” Peki, Türkiye’deki bu bütün dinlemeler Sayın Bakan hâkim kararıyla mı oluyor? Bu hâkim kararıyla oluyorsa bu son gelişmelerde, özellikle bu Telekomünikasyon İletişim Başkanlığının kurulmasından sonra bu işler daha da arttı. Artık bu teknolojinin elinde insanlar esir mi oluyor? Yani teknolojide telefonlar insanların hayatını kolaylaştıracağı yerde zorlaştırıyor, bir korku aracı hâline mi geliyor? Yani Sayın Bakan uzun lafın kısası, tren kazasında “Allah’tan” dediniz, halkımız da kabul etti, biz de öyle dedik. ULAŞTIRMA BAKANI BİNALİ YILDIRIM (Erzincan) – Hiç demedim, ben öyle bir şey söylemedim. OSMAN KAPTAN (Devamla) – “Millet öyle dedi.” diyelim. ULAŞTIRMA BAKANI BİNALİ YILDIRIM (Erzincan) – Haksızlık ama! OSMAN KAPTAN (Devamla) – Ee, sizden mi oldu? O zaman niye istifa etmediniz tren kazasında? ULAŞTIRMA BAKANI BİNALİ YILDIRIM (Erzincan) – Cevap vereceğim. OSMAN KAPTAN (Devamla) – Peki. Tren kazasında tamam, o bir kazaydı, peki bu dinlemeler de mi kaza? Benim sormak istediğim bu. Dinlemeler kaza mı, yoksa dinlemelere birileri emir mi veriyor? Bu emir verenler suçlu değil mi? Bu suçlular hakkında gereğini yapmayacak mısınız? Teşekkür ederim. BAŞKAN – Biz teşekkür ederiz Sayın Kaptan.
SORULAR VE CEVAPLAR BAŞKAN – Sayın Kaptan, buyurun. OSMAN KAPTAN (Antalya) – Teşekkür ederim Sayın Başkan. Sayın Bakanım, turizm açısından önemli olduğunu sizin de bildiğiniz Antalya’nın batı ilçelerinden birisine havaalanı yapma konusunda bir çalışmanız var mıdır? Arsa hangi ilçede yapılacaktır ve ne zaman yapılacaktır? İkincisi: Ankara-Antalya arasında Anadolu Jet’le seyahat edilmekte. Anadolu Jet yerine Türk Hava Yolları uçaklarının sefere konulması yönünde -geçmişte “Uçak alınması hâlinde.” demiştiniz- böyle bir çalışma var mı, onu soruyorum. Yine üçüncü soru: 22’nci Dönemde Antalya’ya tren getirme konusuna “Ulaşım Ana Planı’na alındı.” demiştiniz. Bu konuda bir çalışma var mıdır? Son durum nedir? Bir de Sayın Bakan, bana sorsalar “Hükûmetin en başarılı, olumlu çalışması nedir?” deseler ben şunu diyordum: Bu bölünmüş yolları Türkiye’de her yerde, gidiyoruz, kara yollarını görüyoruz ve bu yol konusunda hakikaten başarılı olunduğu kanısında idim. Şimdi, geçen hafta, Sayın Bakan, Antalya’da Ticaret ve Sanayi Odasının toplantısında 9. Cumhurbaşkanımız Sayın Süleyman Demirel şöyle bir şey söyledi, dedi ki: “Bu bölünmüş yol nedir? Yapılmış bir yolun sağının, solunun biraz genişletilmesi ve ortasına bir de çizgi çekilmesidir.” NECDET ÜNÜVAR (Adana) – siz de inandınız mı buna? OSMAN KAPTAN (Devamla) – Bir dakika, soru soracağım arkadaşım. Ve ondan sonra kendi üslubuyla dedi ki… Bu bir elbiseye bir düğme dikmek olayı olarak bir şey koydu, yani elbise var da, düğme dikiyorsunuz gibi. Şimdi, Sayın Bakan, soru şu: Burada bu yapılan yolla bölünmüş yol arasındaki rakamsal, yüzde olarak miktar nedir? Bu konunun kamuoyuna açıklanmasında yarar olur kanısındayım. Son, öneri, yani bir soru değil. Bu konuda ama Sayın Bakan, hakikaten, iktidar-muhalefet, bütün milletvekili arkadaşlar bu TİB’ten şikâyet ediyor. Bu TİB’i yeni baştan bir böyle hem yönetsel hem işlevsel hâlde halkın şikâyet edemeyeceği, insanlarımızın şikâyet edemeyeceği bir duruma getirmek gerekiyor. Siz mesela geçmişte -bir espri olarak kabul ettik biz bunu- “Dinlenmek istemiyorsanız konuşmayın.” dediniz, herkes espri olarak kabul etti bunu, Türkiye’de hiç üzerinde bile durulmadı. Ama Sayın Bakan, ben şunu iddia ediyorum: Eğer bu TİB’in yeni baştan yeni bir duruma sokulmaması hâlinde ileride “Ulaştırma Bakanı” olarak da “dinleme bakanlığı” olarak anılırsınız. Böyle bir şeyi hak ettiğiniz kanısında değilim. Onun için bu TİB’i yeni bir şekle sokun, insanların şikâyetini durdurun. Teşekkür ederim.
ULAŞTIRMA BAKANI BİNALİ YILDIRIM (Erzincan) – …… Sayın Başkan, önce sorulardan başlayayım. Verebildiğim cevapları hemen vereyim, veremediklerimi de yazılı olarak ifade edeceğim ……..
Sayın Osman Kaptan Vekilimizin sorusu: “Antalya batı ilçelerinde havaalanı projesi var mıdır?” Batı ilçeleriyle ilgili bir etüt çalışması yapıyoruz. Ancak çok kısa vadede kararlaştırdığımız herhangi bir havaalanı projesi yoktur. O bölgede, biliyorsunuz, tamamen apik arazidir, sit alanlarıdır. Kaş ilçesi çevresinde etütler yapılmıştır. Meteorolojik ve topoğrafik veriler çerçevesinde gözlemler devam etmektedir. Havaalanının yapımına karar vermek için mutlaka oradaki rüzgâr histogramlarını, rüzgâr yönlerini belirli süre izlemek ve sondaj etütlerini sağlıklı yapmak gerekiyor. Ankara-Antalya’ya THY seferleri… Doğrusu, bunu şirkete daha önce de iletmiştik, tekrar ileteceğiz. Bizim burada tabii Türk Hava Yolları yok ama Atlasjet başta olmak üzere başka özel şirketlerin Ankara’ya seferleri olduğunu biliyorsunuz. Onu da hatırlatmak isterim. Yani seçeneklerimiz var ama Türk Hava Yolları da koysa iyi olur. Kendilerine hatırlatırız. Bu bir ticari karardır. Anadolujet de Türk Hava Yollarının bir kendi alt markasıdır, şimdilik onu koydu. İzmir’de de böyle bir uygulama vardı. Daha sonra İzmir’e Türk Hava Yolları da başladı. İnşallah, buraya da başlar. Bunu da onlara öneririz. Yani bizim bir zorlama yetkimiz yok yani özel şirket statüsünde olduğu için görev zararı diye bir şey de veremeyeceğimiz için onları zorlayamıyoruz, ancak teşvik ediyoruz. Efendim, demir yolu, Antalya demir yolu orta ve uzun vadede planlarımızda olan bir projedir. Yapılan yollara “İlave yapılıyor.” dendi, bölünmüş yollar. Bu bilgi doğru değil. Çok açık konuşuyorum, yaptığımız iş 8-10 metre platformlu tek yolun veya 12 metre genişlikteki A1 yolunun yanına bir tane yapmak değil. Öyle bir şey yapamazsınız çünkü geometrileri birbirine uymuyor. Önce aynı yere yolu yapıyoruz, oraya trafiği veriyoruz, ondan sonra mevcut yolu olduğu gibi kaldırıp, 30-40 santim, bazen yarım metreye kadar hendekler kazıp, böyle su böreği pişirir gibi kademe kademe temel dolgusu, alt dolgu, üst dolgu kaplaması, finişleri vesairesi yapılarak yol yapılıyor. Onun için, mevcut yolların yanına yol ilavesi diye olayı çok küçümsemek hakkaniyete uygun değil, burada çok ciddi çalışmalar yapılıyor. İşin bir zorluğu da trafik altında bu yolların yapılmasıdır. Bu da, işimizi oldukça zorlaştırıyor, ama buna rağmen Karayolcular gece gündüz demeden bu çalışmaları fedakârca sürdürüyorlar, bunu hatırlatmak isterim. TİB konusuna daha sonra geleceğim, toptan bir cevap vereceğim. Sizin yine sorularınız dahilinde, Elmalı-Finike yolu 2010 yılında tamamlanacak, Kalkan çevre yolu 2 kilometrelik çalışma devam ediyor, o da 2010’da tamamlanacak. Kaş çevre yolu 1,4 kilometrelik çevre yolu dışında çalışma devam etmekte olup, 2009 yılı sonunda tamamlanacaktır. Alanya-Gazipaşa 44 kilometrelik bir yoldur, 24 kilometresi bölünmüş yol olarak bitmiş, kalan 15 kilometrelik kesim valilik tarafından bizim adımıza ihalesi yapıldı, alt yapısı 2010’da bitecek, 2011’de de üst yapısı bitecek. ……
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; şimdi, kişilerin haberleşme hürriyeti, özel hayatın gizliliği Anayasal güvence altındadır. Anayasa’nın 22’nci maddesi, burada da ifade edildi, bunları teminat altına alıyor, ancak istisnalar getiriyor. İstisnalara göre de, özel kanunla düzenlenmek suretiyle dinleme, sinyal takibi yapılabilir diyor özetle, aynen okumadım, mealini söylüyorum. Şimdi, bu çerçevede dinleme eğer keyfî yapıldıysa, habersiz yapıldıysa, kanunsuz yapıldıysa, bu bir kere ne ahlaki ne de hukuki bir iştir, tamamen yanlıştır, iğrenç bir iştir. Bunu lanetle hepimiz kınıyoruz, böyle bir şey olmamalı, ama oluyor mu? Oluyor. Bugün mü oluyor? Hayır. Türkiye’de mi oluyor? Hayır, bütün dünyada oluyor ve çok geçmiş zamanlardan beri oluyor. Şimdi bakınız, TİB’in kuruluşu 5397 sayılı Kanun’a kadar yasa dışı dinlemelerin hiç birisi bir müeyyidesi yoktu, suç bile teşkil etmiyordu ve bunlar ulu orta yayınlanıyor, şantaj amaçlı kullanılıyor, başka amaçlı kullanılıyordu. Şimdi bu Yasa ile ilk defa yasa dışı dinlemeler suç olarak tanımlandı, artı, burada elde edilen her türlü bilgilerin delil olarak kullanılamayacağı yasa hükmüne bağlandı, bu bir. TİB’le ilgili yapılan bir yapılan işi söylüyorum. Yalnız burada bir şey var, bunun kişinin şikâyetine tabi olması konusu var, bir de verilecek, istenecek cezanın düşük olması konusu var. HASİP KAPLAN (Şırnak) – Altı ay efendim. ULAŞTIRMA BAKANI BİNALİ YILDIRIM (Devamla) – O medyada… Yapılış şekline göre üç yıla kadar çıkıyor. Ben teşekkür ediyorum böyle bir teklif verdiğiniz için. Hükûmetimiz de zaten, Hükûmet sözcümüz açıkladı, bu konuda bir düzenleme yapmak zaruret hâline gelmiştir. Burada şikâyeti isteğe bağlı olmaktan çıkarmak da dâhil resen, artı, cezaların olabildiğince artırılması yönünde Adalet Bakanlığı çalışmaları başlatmıştır. Bu konuyu sizlerle paylaşmak istiyorum, bu bir. İkincisi, şimdi burada hakikaten siyasetten arınmış olarak sizinle bildiklerimi paylaşıyorum. Bu konuda da lütfen anlayışla karşılamanızı istirham ediyorum…….
Şimdi, TİB, bir dinleme yapan kuruluş değildir. Tacidar Bey bunu söyledi. TİB’in böyle bir görevi yok. Peki, TİB’in görevi ne? Telekomünikasyon İletişim Başkanlığının görevi ne? Telekomünikasyon İletişim Başkanlığının görevi telekomünikasyon yolu ile emniyet, jandarma, MİT’in dinleme taleplerinin mahkeme kararıyla yapıldığını denetleyen bir birimdir. Ortam dinlemeleri TİB’in görev alanı içinde değildir, kesinlikle. Daha doğrusu bu anlamda bir yasal düzenleme de yoktur. Hususi bir yasal düzenleme de yoktur. TİB’in faaliyete başladığı Temmuz 2006’dan itibaren telekomünikasyon yoluyla yasal olmayan hiçbir dinlemeye izin verilmemiştir. Şimdi burada sistem nasıl çalışıyor? Teknik bir konu, onu anlatmak istiyorum. Şimdi, üç tane kuruluş, MİT, jandarma, polis, bunların teşkilat kanununda göçmen kaçakçılığı, insan ticareti, kasten adam öldürme, işkence, cinsel saldırı, çocukların cinsel istismarı, uyuşturucu ticareti, parada sahtecilik, suç işlemek amacıyla örgüt kurmak, insan ticareti yaparak fuhuş, ihaleye fesat karıştırma, rüşvet, suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama, silahlı örgüt veya bu örgütlere silah sağlama, devlet sırlarına karşı suçlar, casusluk, Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu çerçevesinde dinleme yapabilecek kuruluşlar bunlar. Jandarma, MİT; polis… Bunların hangi esaslar içinde dinleme yapacakları kendi teşkilat kanunlarında zaten belli. Eskiden bu nasıl oluyordu TİB yokken? Her kuruluş kendi dinlemesini kendi yapısı içerisinde gerçekleştiriyordu. Bunun yasal olup olmadığını denetleyen bir merci de yoktu ve burada zaman zaman istihbarat örgütleri, istihbarat amaçlı dinlemelerde maalesef bir rekabet de oluştuğundan, maksat da hasıl olmuyor ve bu dinleme bir anlam ifade etmiyordu. TİB, yaptığı iş bütün sabit işletmeci, mobil işletmecilerin bağlantısı oradadır, orada cihazlar vardır, gelen talepler jandarma temsilcisi, MİT temsilcisi ve polis temsilcisinin, onların da hukukçularının -orada daimî hukukçuları vardır- nezaretinde TİB Hukuk Daire Başkanıyla birlikte gelen karar incelenir, usulüne uygun ise uç verilir, dinlenme için izin verilir ilgili kuruluşa. Dinleyebilirsin diye izin verilir. Eğer değilse geri gönderilir. Sinyal takibi ve bu dinleme kayıtları da tutulur ama bunlar TİB’in bilgisine kapalıdır. Hiçbir şekilde TİB bunlara girip bakma yetkisine sahip değildir. Eğer orada herhangi bir kişi yetkisini aşarak bunu yaparsa suç işlemiş olur. TİB’in fonksiyonu bu, Bakanlığımızın TİB’le ilişkileri ne? TİB’in bağlı olduğu kurum Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumudur. Bilgi Teknolojileri İletişim Kurumu da Bakanlığımın ilişkili kurumu, düzenleyici kurumdur. Biz sadece buranın bütçesini geliriz burada takdim ederiz, ihtiyaçlarını, yasa ihtiyaçları varsa bunu Bakanlar Kuruluna, Meclisimize aktarırız, bunu yaparız, yani personel ihtiyaçları varsa bunların yapılması için gereğini yaparız. TİB’in kuruluşunda da biz altyapının kurulması ve personel araç gereç ihtiyaçları temini için onlara bütçe sağlamışızdır. TİB’in kuruluş kanununda da denetimlerinin diğer kamu kuruluşları gibi yapılacağı açıkça yazılıdır. Yani kendi teftiş kurulları, bağlı olduğu kurum, artı ondan sonra da nihai olarak da Başbakanlık bunu denetlemeye yetkilidir. Bunları söyledikten sonra, şunu ifade etmek istiyorum ve sözlerimi toparlamak istiyorum: Dinlemeler yayınlanıyor, ister yasal ister yasal olmayan. Benim de başımdan geçti. Yani iki kişi, yasal bir dinleme yapılmış, ikisi arasında konuşurken benden bahsediyorlar. Efendim, Bakanla görüştüm, şu işi bağladım, şöyle yapacağız böyle yapacağız diye konuşmuşlar. Benim dünyadan haberim yok. Şimdi ne oluyor? Ben mağdur oluyorum. Benim gibi yüzlerce, binlerce insan mağdur oluyor. Kimin dinleneceği kimin dinlenemeyeceği konusu benim bilgim dışında, ben hukukçu değilim, yasaları da bilmiyorum, ama bildiğim bir şey var, dinlemelerin ya savcı ya hâkim kararıyla olması lazım. Hâkimler dinlenir mi dinlenemez mi? O konuda bilgim yok. Herhâlde bir istisnası yok. Dokunulmazlık konusu olan insanların herhâlde dinlenmesi bu yöntemlerle olmuyor veya olmuyor, hiç olmuyor. Onu tam bilemiyorum, onun için yanlış bir şey söylemek istemiyorum. Onu araştırmamız lazım. O bakımdan, milletvekilleri dinleniyor… HASİP KAPLAN (Şırnak) – Milletvekilleri, bakanlar, Başbakan… ULAŞTIRMA BAKANI BİNALİ YILDIRIM (Devamla) – Başbakanı altı yıl hiçbir yasal izin almadan dinlemişler. Bizi de dinliyor olabilirler, sizi de dinliyor olabilirler. Hakikaten bu hiçbir yere sığdıramayacağımız bir iştir, gayriahlaki bir iştir. İğrenç bir şeydir. Bunun mutlaka giderilmesi lazım. Bu dinlemelerde de mutlaka ve mutlaka ilgisi olmayan, özel hayatı ilgilendiren, tesadüfen orada adı sanı geçen insanların çarşaf çarşaf neşredilmesi hakikaten incitici bir şeydir. Kişilik haklarını, özel hayatı fevkalade rahatsız eden bir iştir. Bunun önüne geçmek hepimizin boynunun borcudur.
|