ANA SAYFAÖZGEÇMİŞTBMM ÇALIŞMALARISEÇİM BÖLGESİBASINDAN SEÇMELERRÖPORTAJ
 

41) Kişilerin suçlarından ve kusurlarından doğacak tazminatları devlet ödesin diye yasa çıkardınız, bu Anayasaya aykırı değil mi?


 

BAŞKAN – Sayın Kaptan...

OSMAN KAPTAN (Antalya) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Bakan, biraz önce bir sorum vardı torba tasarısından ne kadar para bekliyorsunuz diye, bu konuda mazot, elektrik ve benzin fiyatlarını ucuzlatacak mısınız diye. Bu soruya cevap vermediniz. Tabii ki bu paradan emekliye, işçiye para verecek misiniz diye.

Şimdi ikinci soruyu soruyorum. Bu soruya cevap bekliyorum. İkinci soru da, toplumumuzda “Haberal yasası” diye tanımlanan hâkim, savcı ve diğer bürokratların işledikleri suç nedeniyle doğan tazminatları devlet ödeyecek yeni duruma göre. Suç şahsidir. Kişiler suçunun bedelini, kişi suç işlediyse bunun bedelini niye millet, niye devlet ödeyecek? Bu Anayasa’ya aykırı değil midir?

Teşekkür ederim.

………

MALİYE BAKANI MEHMET ŞİMŞEK (Gaziantep) – …….. Şimdi, aslında ben “Torba yasasından ne bekleniyor, bu nereye harcanacak?” sorusuna cevap verdim. Siz ya burada değildiniz ya da beni dinlemediniz, tekrar ediyorum yalnız. Biz torba yasasından herhangi bir gelir beklentisi noktasında bir tahmin yapmadık. Nedeni de şu: Çünkü torba yasasındaki yapılandırma hususları aslında büyük ölçüde, mükelleflerin bu işe rağbet edip etmeyeceğiyle ilişkilidir. Dolayısıyla, biz çıkıp “Bizim şu kadar alacağımız var, biz şunun şu kadarını gerçekleştireceğiz.” desek, bu tamamen gelişigüzel ortaya konmuş bir rakam olur.

Eğer biz buradan ciddi anlamda bir gelir elde edersek bunu ne yapacağız? Öncelikli olarak, bunu Türkiye'nin borçlarının azaltılmasında kullanmayı ümit ediyoruz. İkinci olarak, Türkiye'nin altyapısına, araştırma geliştirmesine, eğitimine yani Türkiye'nin geleceğine yatırmayı ümit ediyoruz. Son olarak, tabii ki önemli ölçüde, vatandaşlarımızın refahının da artırılması için veya belli kesimlere transferler düşünülebilir. Yalnız, ben şunu düşünüyorum: Bir kerelik bir gelirin süreklilik arz eden bir harcamaya tahsis edilmesini doğru bulmuyorum. Yani emekli maaşlarımızı biz… 2011 yılında zaten en düşüğünün maaşını yüzde 21 civarında artırıyoruz. Şimdi bir daha, her yıl ödeyeceğimiz bir şeyi bir kerelik bir gelirle finanse etmek bu ülkenin yararına değildir, doğru bir yaklaşım olmaz, popülist bir yaklaşım olur.

Şimdi, bana kalırsa, hâkimlerle ilgili yapılan düzenleme doğru bir düzenlemedir, Anayasa’ya aykırı değildir, hâkimlerin güvencesi için de önemlidir ve doğrudur.


 

 

Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurul Tutanağı
23. Dönem 5. Yasama Yılı
40. Birleşim, 23/Aralık/2010 Perşembe günü, TBMM Genel Kurulunda; Sorduğum sorular:

……

40) Sayın Bakan Torba kanun ile getirdiğiniz aflarla topladığınız paralardan emekliye, memura, özürlüye, işçiye, çiftçiye, gazilere, dul ve yetimlere verecek misiniz?


 

BAŞKAN – Sayın Kaptan…

OSMAN KAPTAN (Antalya) –  Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın  Bakan, torba yasa tasarısından ne kadar para bekliyorsunuz? Toplanan bu paralardan, emekliye, memura, özürlüye, işçiye, çiftçiye, gazilere, dul ve yetimlere verecek misiniz? Dünyanın en pahalı benzinini kullanıyoruz Türkiye’de. Benzini, mazotu ucuzlatacak mısınız? Elektriğe yapılacak zamdan vazgeçilerek ucuzlatacak mısınız?

Teşekkür ederim.


 

 

39) Atatürk’ün kurduğu kurumlardaki Atatürkçüler niye bu kurumlardan sürülüyorlar veya istifa ettiriliyorlar?

BAŞKAN – Sayın Kaptan…

OSMAN KAPTAN (Antalya) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Aydın Bakana sormak istiyorum.

Sayın Bakanım, bu turda Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu, Atatürk Araştırma Merkezi, Atatürk Kültür Merkezi, Türk Dil Kurumu, Türk Tarih Kurumu gibi Atatürk adıyla başlayan kurumlar var, merkezler var.

Şimdi, Sayın Bakanım, Diyanet İşleri Başkanı Sayın Bardakoğlu “Ne gördükse Atatürk zamanında gördük. Atatürk zamanında protokolde 3’üncü sıradaydık, şimdi 54’üncü sıraya düştük.” dedi, ertesi gün görevden alındı. Şimdi, Atatürk’le ilgili kurumlarda Atatürk’ü öven veyahut Atatürkçü olanlar görevden alınıp sürülüyor Neden?

VERİLEN YANIT

DEVLET BAKANI MEHMET AYDIN (İzmir)- …… Yüksek Kurum… Diyanet İşleri Başkanımızın ayrılmasının bununla ilgisi yok, o bir protokol konusunu dikkate alarak bunu söylüyordu ve bir de -ben burada yoktum, yurt dışındaydım, dinlemedim- maaş konusu meselesi vardı zannediyorum ama kendisi maaş konusunu değil yani Atatürk’ün Diyanet İşleri Başkanının statüsüne ve Diyanet İşleri Başkanına bir kurum olarak verdiği önemi anlatmak istemiş olmalıdır. Bu zaten tarihen sabittir. Gerçekten de o dönemde çok önemli, prestijli bir kurum olarak zaten kurulmuş Atatürk tarafından ve öyle de muamele görmüştür. Ayrılmasının bununla ilgilisi yok, zaten kendisi uzun süredir ayrılmayı düşünüyordu. Bir arkadaşı olarak da…

 

38) 16 Mart 1978 yılında İstanbul Üniversitesinde öğrencilerin üzerine bomba atanları unutmayacağız, unutturmayacağız.


 

BAŞKAN – Sayın Kaptan…

OSMAN KAPTAN (Antalya) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

MİT’le ilgili üç sorum var.

Birincisi: 16 Mart 1978 tarihinde öğrencilerin üzerine bomba ve silahlı saldırıyla ilgili olarak MİT’in arşivinden alındığı iddia edilen Lokman Kondakçı ve Hasan Fehmi Güneş’in görüşmesinin bant çözümüne ait belgedeki ihbar ve ifşaatlar yargıya intikali yerine neden saklanmıştır? MİT’in böyle bir saklama yetkisi var mıdır?

İkinci soru: MİT Müsteşarı Hakan Fidan’ın yanına 2 kişi daha alarak 20 Temmuz 2010 Salı günü İmralı’ya gittiği ve Abdullah Öcalan’la görüştüğü doğru mudur? Doğru ise bu görüşmenin içeriği nedir? Bu görüşme ve içerik hakkında Hükûmetin ve Başbakanın haberi var mıdır?

Üçüncü sorum: MİT’e göre “Ergenekon” diye bir örgüt var mıdır, yok mudur?

Teşekkür ederim.

İLGİLİ BAKANIN YANIT OLARAK SÖYLEDİKLERİ

……

DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI CEMİL ÇİÇEK (Ankara)­- …… Yine, Millî İstihbarat Teşkilatıyla ilgili sorulduğu için ifade edeceğim. “Ergenekon konusuyla ilgili olarak MİT’in görüşü nedir?” diye soruluyor. Bu, Anayasa’mız açısından görülmekte olan bir dava sebebiyle burada fikir beyan etmeyi doğru bulmuyoruz. Neticede böyle bir örgüt vardır, yoktur, ne niteliktedir, buna yargı karar verecektir. Sair hususlar, konuşmamda da ifade ettim, Millî İstihbarat Teşkilatının faaliyetleri özü itibarıyla, geneli itibarıyla gizli olmak mecburiyetindedir; aksi takdirde, böyle teşkilatlar kendilerine yüklenilen görevi yapamazlar. Dolayısıyla bir kısım konular burada zaman zaman gündeme geliyor, aslında dün de geldi bazı konular, buna dün de cevap verildi, geçmişte de cevap verildi. Ancak şu kadarını söyleyebiliriz: Anayasa ve yasalar çerçevesinde görev yapan bir teşkilattır. Belli sorunlarla karşı karşıya olan ülkeler bu tip sorunları çözme noktasında faaliyetlerini sürdürürken ve kendimizle ilgili baktığımızda -biz 18 Kasım 2002’de göreve geldik- 2002’den evvel bu teşkilat hangi usul ve esaslara göre görev yapıyorsa, neyi nasıl yapıyorsa, bugün de bunu aynı kriterlere göre yapıyor. Çünkü ne teşkilat mevzuatında değişiklik oldu ne de kendilerine yüklenen görev açısından. O nedenle, bir kısım sorulara zaten yasa gereği burada cevap verme imkânı yoktur.

 

Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurul Tutanağı
23. Dönem 4. Yasama Yılı
74. Birleşim 17/Mart/2010 Çarşamba günü, GDO lu ürünlerle ilgili olarak sorduğum soru

………

37) Tarım Bakanı Antalya’nın sebze ve meyveleri GDO’lu değildir diye açıklama yaptı mı?

BAŞKAN – Sayın Kaptan…

OSMAN KAPTAN (Antalya) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Bakan, bu GDO’lu ürünler televizyonlarda ve basında verilirken sebze ve meyve resimleri konuyor. Ben bir üretim bölgesinin milletvekili olarak bu konuda çok büyük üreticilerimiz sıkıntı duyuyor. Aslında şunu net bir şekilde “Türkiye’deki seralarda üretilen sebze ve meyvelerin hiçbiri şu anda GDO’lu değildir.” deseniz de bunu Türkiye’de herkes duysa olmuyor mu?

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Kaptan.



 


 


 

Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurul Tutanağı
23. Dönem 5. Yasama Yılı
33. Birleşim, 15/Aralık/2010 Çarşamba günü, TBMM Genel Kurulunda;

Sorduğum sorular:

…….

 

23. DÖNEM TBMM GENEL KURULUNDA SORDUĞUM SÖZLÜ SORULAR

Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurul Tutanağı
23. Dönem 4. Yasama Yılı 69. Birleşim 4 Mart 2010 Perşembe günü;

 

36) Nabucco Anlaşmasının onaylanması sırasında sorduğum soru

 

OSMAN KAPTAN (Antalya) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Bakan, İran’dan aldığımız ve kullanmadığımız hâlde doğal gaza ödediğimiz para ne kadardır?

İkinci soru: Geçen yıl 10 Ekimde Ermenistan’la imzaladığımız protokolden sonra, 14 Ekimde Azerbaycan Rusya’ya 350 dolardan doğal gaz vermiştir, biz 120 dolara alıyorduk. Bizim 120 dolara aldığımız doğal gaz ne zamana kadar devam edecek? Bu fiyatlarda bir değişiklik var mıdır, yoksa bu Ermenistan’la imzaladığımız protokol bizim aleyhimize mi olmuştur?

Teşekkür ederim.

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum.

 

BAKANIN KONUŞMASINDA CEVAP OLABİLECEK BÖLÜM:

 

ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI TANER YILDIZ (Kayseri) – Ermenistan’la alakalı konuda “O protokol mâni midir, değil midir; enerjiye yük müdür; omuzlarına yük olarak mı binmiştir?” derseniz, biz bu konuda Sayın Başbakanımızın ve Sayın Cumhurbaşkanımızın yine Sayın Aliyev’in razı olmayacağı bir çözüme Yukarı Karabağ’da ve Ermenistan konusunda, sınır konusunda taraf olmadığımızı açıkça beyan etmişiz. Bunun üzerindeki yanlış anlamaların, ben, biraz iyi niyetin dışında olduğunu tahmin ediyorum ve bir ilişkiyle bağdaşmadığı kanaatindeyim. …

 

 Türkiye, özellikle kamuoyunda oluşturulan bir yanlış algılamayla “al ya da öde”yi şöyle anlamaktadır: Verilen paralar, 704 milyon dolar ödenmiş para, İran’daki tahkim davasını kazanmış olmamızdan dolayı mahsuplaşma yoluyla üzerine 200 milyon dolar daha para alınarak o konu kapatılmıştır. Yani Türkiye'nin kazandığı 900 küsur milyon dolarlık davayla mahsuplaşılmıştır. Bakın, şu anda İran’la geldiğimiz noktada “al ya da öde”yle alakalı Türkiye'nin global krizin tesiriyle düşen tüketim eğrilerinden dolayı şu anda yine aynı tehdit söz konusudur. Türkiye, şu anda yaptığı anlaşmaların ülkesine göre yüzde 75’i, yüzde 85’i, yüzde 80’i gibi oranlarda anlaşma yaptığı miktarın bu kadar dediğim oranıyla almak durumundadır. Bu almadığı gazın karşılığında ödediği miktar boşa giden bir rakam değildir. Yine anlaşmalar farklıdır. Beş yıl içerisinde o gazı tüketmesi hâlinde o ödediği para avans niteliğindedir. Sonradan o para kullandığı yılın gaz fiyatlarıyla değerlendirilecektir. Bundan sonra gazın pahalanması hâlinde ucuz fiyattan alınmış bir avans niteliğindedir. Ama beş yıl içerisinde kullanmaması hâlinde o gaza ödediği para ayrı bir noktaya taşınacaktır.

Bunların içerisinde yaptığı anlaşmalardan, anlaşma fiyatları, gaz fiyatlarını burada deklare etmek gizlilik anlaşması çerçevesinde mümkün olmadığı için rakamları söyleyemiyorum. Ama…

 

 

Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurul Tutanağı
23. Dönem 4. Yasama Yılı 57. Birleşim 4 Şubat 2010 Perşembe günü;

 

35)Deniz feneri ile ilgili sorum ve içişleri bakanının yanıtı

 

…….

 

OSMAN KAPTAN (Antalya) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Bakan, Deniz Feneri hakkında, Bakanlığınız, İçişleri Bakanlığının Dernekler Dairesi Başkanlığının otuz dört sayfalık bir raporu var. Bu rapora göre, yirmi aylık dönemde -eski parayla- 50 trilyon lira bağış alındığı, 18 trilyon lira da yurt dışına gönderildiği, alım ve ihalelerin şeffaf olmadığı ve başka aykırılıkların, ihlallerin varlığı tespit edilmiştir. Bu raporun idari ve adli gereği şimdiye kadar yapılmış mıdır? Yapılmadıysa niye yapılmamıştır? Yapılacak mıdır?

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın Kaptan. …

…….

İÇİŞLERİ BAKANI BEŞİR ATALAY (Ankara) – Sayın Kaptan, Deniz Feneri’yle ilgili yargıya eğer bir şey verilmesi gerekiyorsa verilmiştir. Şu anda bütün ayrıntıları şey yapamıyorum ama yargıda olan konulardır, istendiyse verilmiştir.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurul Tutanağı
23. Dönem 4. Yasama Yılı 53. Birleşim 27/Ocak /2010 Çarşamba günü;

34) Tekel işçilerinin haklılıklarının yanındayız.

OSMAN KAPTAN (Antalya) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Bakan, Sayın Başbakan 5 Ocak 2010 tarihindeki Meclis Grup konuşmasında "Çalışan kesimlere ve emeklilerimize haklarını teslim ediyoruz, ahde vefamızı gösteriyoruz." derken Tekel işçileri neyse kazanılmış haklarını bile neden ellerinden alınarak sokağa bırakılıyor?

Teşekkür ederim.

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum.

(Haberler bölümüne eklenecek)

CHP MİLLETVEKİLLERİ, EMEKLİLERİMİZ VE BUNLARIN HAK SAHİPLERİNİN SORUNLARININ ARAŞTIRILMASI VE ÇÖZÜM ÖNERİLERİ OLUŞTURULMASI İÇİN MECİS ARAŞTIRMA ÖNERGESİ VERDİ. ÖNERGE METNİ İÇİN….. 

 

 

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Türkiye’de, sağlık ve sosyal güvenlik sistemi çerçevesinde; Memur, Asgari Ücretli, SSK Emeklisi, Tarım Bağ-Kur Emeklisi, Esnaf Bağ-Kur Emeklisi, Memur Emeklisi, 2022 Sayılı Kanun Uyarınca Muhtaç ve Özürlü Aylığı alanlar, Şeref Aylığı alanlar ve 3292 Sayılı Vatani Hizmet Tertibi Aylıklarının Bağlanması Hakkında Kanun, gereğince aylık alanların sayısı, 31.07.2008 tarihi itibariyle 9 milyon 826 bin 943'tür.

Devletten aylık almakta olan bu değişik gelir gruplarındaki vatandaşlarımızın aylıkları gelişen yaşam şartları, ekonomik krizlerin yarattığı etkiler ve yaşam için gerekli olan en temel ana maddelerde meydana gelen fiyat artışları nedeniyle erimekte, her geçen gün de erimeye devam etmektedir.

Sosyal Güvenlik Sistemi kapsamında; İstiklal Madalyası sahibi ve Kore, Kıbrıs savaşına katılmış Türk vatandaşı 50 bin 537 kişiye 344 TL. "Şeref Aylığı", "Vatani Hizmet Tertibi Kanununa" göre (Üstün başarı ve gayretle vatanına hizmet etmiş ve kayıt altına alınmış olanlar ile Sivas kongresince seçilen temsil heyeti üyeleri ve TBMM 1.Dönem Milletvekilleri) aylık bağlanan 255 kişiden, kendilerine 302 TL, eşine 241 TL, yakınlarına ise 168 TL ödenmektedir. "2022 Sayılı Kanun" kapsamında 863 bin 332 kişiye, 95 TL. "Yaşlılık Aylığı", yüzde 40 -69 arası özürlülük oranı bulunan 101 bin 643 kişiye 190 TL, yüzde 70 ve üzeri özürlülük oranı bulunan 245 bin 672 kişiye 284 TL, 18 yaş altındaki sakat malul 18 bin 666 kişiye de "Özürlü Aylığı" bağlanmıştır. SSK emekli aylığı alanlara 633 TL, Tarım Bağ-Kur Emekli Aylığı alanlara 333 TL, Esnaf Bağ-Kur Emekli Aylığı alanlara 494 TL, Memur Emekli Aylığı alanlara 843 TL ödenmektedir.

"5434 Sayılı T.C. Emekli Sandığı Kanununa göre çalışmakta olan 1 milyon 733 bin 232 kişiye ise en düşük aylık olarak 1.218 TL ödenmektedir.

Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre 2008 yılında 4 kişilik hanenin, aylık açlık sınırı 302 TL, aylık yoksulluk sınırı 805 TL olarak tespit edilmiştir. İşçi, memur sendikalarının yapmış oldukları açlık ve yoksulluk sınırı araştırmalarına göre, bu oranlar oldukça yüksek seyretmektedir. Türk-İş'in araştırmasına göre açlık sınırını 757 TL yoksulluk sınırını 2.465 TL’dır. Memur-Sen'in araştırmasına göre açlık sınırı 869 TL yoksulluk sınırı 2.332 TL’dır. Türkiye Kamu-Sen'in araştırmasına göre ise 4 kişilik ailenin asgari geçim haddi 2.824 TL olarak belirlenmiştir. Gerek Türkiye İstatistik Kurumunun gerekse sendikaların yapmış olduğu araştırmaların sonuçları maalesef çok acı bir ülke gerçeğini gözler önüne sermektedir. Türkiye de değişik gelir gruplarından aylık almakta olan hemen hemen herkes yoksulluk sınırının altında gelir elde etmektedir. Ne kadar acıdır ki, bunlardan 8 milyon 093 bin 711 kişi ise açlık sınırının altında aylık almaktadır. Aileleri ile birlikte düşündüğümüz takdirde bu insanlarımızın sayısı yaklaşık 32 milyon 374 bin 844 kişiyi bulmaktadır. Bu rakam neredeyse Türkiye nüfusunun yarısıdır. Maalesef nüfusumuzun yarısının yoksulluk sınırının altında yaşadığı gerçekliğini bu rakamlar ortaya koymaktadır.

Vatandaşlarımız tarafından en çok tüketilmekte olan temel ana maddelerde, önemli ölçülerde fiyat artışları meydana gelmiştir. TÜİK'in belirlemiş olduğu ortalama fiyatların yanı sıra, sokağa yansıyan fiyatların sorgulanması neticesinde, insanların gereksinim duyduğu en temel ihtiyaç maddelerindeki artışlar, TÜİK ortalamalarının çok, çok üzerinde seyretmektedir. Hükümetin aylıklardaki artışları, TÜİK verilerine göre ayarlaması ve çalışanlara, emeklilere sadaka niteliğinde maaş artışı öngörmesi, bu bağlamda oldukça yanlış bir tutumdur. Değişik gelir gruplarından aylık alarak geçimini sağlamak zorunda olan insanlarımız, maalesef yiyemez, içemez, giyinemez, okuyamaz, okutamaz, gezemez, ısınamaz, hastanelere gidemez duruma gelmişlerdir. Bu insanlarımızın birçoğu kredi kartı mağduru olmuş, bazıları böbreklerini satmak zorunda kalmış, bazıları bakımsızlık, yalnızlık, açlık ve hastalığı nedeniyle kendisini ölüme terk etmiştir. Ayrıca geçim derdi; toplumsal olayların da büyük oranda artmasına neden olmuştur. Türkiye’de cinayetler, intiharlar, hırsızlıklar, yaralamalar v.s. olaylar iyice artmış, artmaya da devam etmektedir. Bütün bunların nedeni insanların maalesef alım gücünün iyice azalmasıdır.

Sonuç olarak; yukarıda kısaca değinilen gerekçelerle; devletten aylık alan insanlarımızın huzurlu, mutlu, insanca bir yaşama kavuşturulması ve aylıklarında iyi bir iyileştirmeye gidilmesi onların, ailelerinin ve ülkemizin geleceği için oldukça önem arz etmektedir.

Bu nedenlerle; devletten, değişik gelir gruplarından aylık almakta olan yaklaşık 9 milyon 826 bin 943 kişinin içerisinde bulunduğu sorunların, detaylı bir şekilde araştırılarak, çözüm önerilerinin tespit edilmesi, gerekli önlemlerin alınması ve bir an önce uygulamaya konulması amacıyla, Anayasanın 98. ve Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün 104. ve 105. maddeleri gereğince "Meclis Araştırması" açılmasını saygılarımızla arz ve teklif ederiz.

1)   Muhammet Rıza Yalçınkaya (Bartın)

2)   Osman Kaptan (Antalya)

3)   Atila Emek (Antalya)

4)   Tayfur Süner (Antalya)

5)   Sacid Yıldız (İstanbul)

6)   Ensar Öğüt (Ardahan)

7)   Engin Altay (Sinop)

8)   Fuat Çay (Hatay)

9)   Enis Tütüncü (Tekirdağ)

10)Birgen Keleş (İstanbul)

11)İsa Gök (Mersin)

12)Rahmi Güner (Ordu)

13)Ali Rıza Öztürk (Mersin)

14)Halil Ünlütepe (Afyonkarahisar)

15)Algan Hacaloğlu (İstanbul)

16)Hulusi Güvel (Adana)

17)Ali Arslan (Muğla)

18)Hikmet Erenkaya (Kocaeli)

19)Vahap Seçer (Mersin)

20)Eşref Karaibrahim (Giresun)

21)Ahmet Küçük (Çanakkale)

22)Tansel Barış (Kırklareli)

23)Şükrü Mustafa Elekdağ (İstanbul)

24)Mehmet Ali Özpolat (İstanbul)

25)Mevlüt Coşkuner (Isparta)

26)Ramazan Kerim Özkan (Burdur)

27)Durdu Özbolat (Kahramanmaraş)

28)Ali Rıza Ertemür (Denizli)

29)Tekin Bingöl (Ankara)

30)Tacidar Seyhan (Adana)

31)Nevingaye Erbatur (Adana)

 

 

Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurul Tutanağı

23. Dönem 4. Yasama Yılı 39. Birleşim 22/Aralık /2009 Salı

33) 2010 bütçesinin maddeleri görüşülürken sorduğum sorular ve yanıtları

BAŞKAN – Sayın Kaptan.

OSMAN KAPTAN (Antalya) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Bakan, 9 milyon emeklinin yüzde 75’inin maaşı açlık sınırının altındadır. Emeklilerin maaşlarını artırmayı düşünüyor musunuz?

İkinci soru: Tekel işçilerinin kazanılmış haklarına dokunmadan başka kamu kuruluşlarında çalıştırmayı düşünüyor musunuz?

Üçüncü soru: Kamuda kaç tane taşeron işçisi çalışmaktadır?

Yedi yıldır bu soruyu hep soruyoruz, yanıt alamıyoruz. Oysa bu bilgiler Maliye Bakanlığında toplanıyor. Bilinçli olarak mı vermiyorsunuz? Yoksa bizim bilmediğimiz başka bir nedeni mi var?

Kamuda kaç tane taşeron işçisi çalışmaktadır? Soru budur Sayın Bakan.

Teşekkür ederim.

……………..

BAŞKAN – Sayın Kaptan…

OSMAN KAPTAN (Antalya) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Bakan, biraz önce son sırada soru sorduğum için belki cevap verme sıranız gelmedi, onun için tekrar ediyorum. Birinci sorum: Sayın Bakan, 9 milyon emeklinin yüzde 75’i açlık sınırının altında yaşamaktadır. Emeklilerin maaşını yükseltmeyi düşünüyor musunuz?

İkincisi: Taşeron aracılığıyla kamuda çalışan işçi sayısı kaçtır? Israrla bu soruyu soruyoruz.

Üçüncüsü: Tekel işçilerini, kazanılmış haklarına dokunulmadan başka kamu kuruluşlarında çalıştırmayı düşünüyor musunuz?

Teşekkür ederim.

MALİYE BAKANI MEHMET ŞİMŞEK (Gaziantep) – ……. Emeklilerimize her zaman imkânlarımız çerçevesinde daha fazlasını vermek isteriz. Bu konuda bir çalışma gündeme gelirse Maliye Bakanlığı olarak gereken katkıyı yaparız.

Tekel işçilerinin kazanılmış haklarını koruyarak başka kamu kuruluşlarına aktarılması şu anda gündemde değildir. Sadece, biliyorsunuz, bunlar sınava tabi tutulmadan, öncelikli olarak kamu kuruluşlarına alınabiliyorlar. Dolayısıyla, biliyorsunuz, 1992’den itibaren özelleştirmeler nedeniyle açığa düşmüş, kıdem ve ihbar tazminatı ödenmiş bütün herkese, işçilerimize, biz bir kapı açtık ve kamu kuruluşlarına zaten alıyoruz ama alım şartları tabii ki önceki şeylerini koruyarak değil.   ……….

Değerli arkadaşlar, dünyada özel sektör-kamu sektörü ayrımı yapılmaz. Eğer kamunun veya özel sektörün ihtiyacı yoksa, tabii ki kıdem ve ihbar tazminatları ödenir, şartlar yerine getirilir ama Türkiye’de bunun ötesine gidilmiştir.  Türkiye’de özelleştirmeden kimse mağdur olmasın diye 4/C düzenlemesi yapılmıştır, cüzi de olsa bir imkân sağlanmıştır ve daha önceki dönemi de kapsayacak şekilde yapılmıştır. Bizim Hükûmetimiz bu düzenlemeyi yapmıştır 2004 yılında.

………………

BAŞKAN – Sayın Kaptan…

OSMAN KAPTAN (Antalya) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Bakan, BAĞ-KUR emeklisine ayda 6 lira, SSK emeklisine ayda 11 lira zam yaptınız. Bazı emeklilerimizin kaldığı huzurevlerine ise ayda 250 lira zam yapıldığını biliyor musunuz?

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Sayın Kaptan…

OSMAN KAPTAN (Antalya) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Bakan, 2002’de çıkardığınız Acil Eylem Planı’nda Hükûmet olarak ilk üç ayda yoksulluk envanteri yapacağınızı beyan etmiştiniz. Aradan sekiz yıl geçti yoksulluk envanterini yapmadınız. Bunun nedeni yoksullukla mücadeleden vazgeçtiğiniz için mi, yoksa yoksullukla mücadeleden pes ettiğiniz için mi?

Teşekkür ederim.

MALİYE BAKANI MEHMET ŞİMŞEK (Gaziantep) – ….. Değerli arkadaşlar, AK PARTİ hükûmetleri döneminde yoksullukta çok önemli azalmalar yaşanmıştır. Bakın, TÜİK’in rakamları, resmî rakamlar bunlar: Yoksulluk, gıda ve gıda dışı olmak üzere, yani ikisini bir arada aldığınız zaman, 2002 yılında Türkiye'de fert yoksulluk oranı yüzde 27 imiş. Tam yüzde 27. 2008 yılında yüzde 17,1’e düşmüş. Rakamlar son derece açık.

Kişi başına günlük 1 dolar altı 2002 yılında yüzde 0,2 imiş, şu anda sıfır. Kişi başına günlük 2,15 doların altı, 2002 yılında nüfusun yüzde 3’ü 2,15 doların altında bir gelir elde ediyormuş günlük, şu anda 0,5. Yani yoksulluğu 6 kat -o anlamda eğer bakarsanız- azaltmışız.

Kişi başına günlük…

OKTAY VURAL (İzmir) – Harcama esasına göre…

MALİYE BAKANI MEHMET ŞİMŞEK (Gaziantep) – Değerli arkadaşlar, bu dünya standartlarıdır. Bütün dünyada bu standart kullanılıyor.

OKTAY VURAL (İzmir) – Dolara vurursanız böyle olur da harcama esasını söyler misiniz.

MALİYE BAKANI MEHMET ŞİMŞEK (Gaziantep) – Bütün dünyada bu standart kullanılıyor. Bakın, Dünya Bankası bunu yapıyor, Birleşmiş…

OKTAY VURAL (İzmir) – Harcama esasını söyler misiniz.

MALİYE BAKANI MEHMET ŞİMŞEK (Gaziantep) – Harcama esasını da söyledim. Yoksulluk, gıda artı gıda dışı 2002 yılında yüzde 27 imiş, şu anda yüzde 17,1.

OKTAY VURAL (İzmir) – Harcama esaslı nispi yoksulluk!

MALİYE BAKANI MEHMET ŞİMŞEK (Gaziantep) – Dolayısıyla, değerli arkadaşlar, dünya bu standartları kullanıyor.

Bu standartlara göre, 4,3 doların altında kişi başına günlük gelir, 2002’de fert yoksulluk oranı itibarıyla yüzde 30,3’müş, şu anda yüzde 6,8. Rakamlar son derece açık.

Ha, bu da yeterli değilse, bakın…

ŞENOL BAL (İzmir) – Kim verdi o rakamları Sayın Bakan?

MALİYE BAKANI MEHMET ŞİMŞEK (Gaziantep) – TÜİK, değerli arkadaşlar, TÜİK. TÜİK veriyor o rakamları.

Şimdi, yine, bakın, eş değer hane halkı kullanabilir gelire göre TÜİK’in yaptığı Gini katsayısını söylüyorum. Yine bu gelir dağılımında adaletsizlik mi var? Yani iyileşme mi var, yoksa kötüleşme mi? Türkiye'nin 2002 yılında Gini katsayısı 0,44; şu anda 0,41. Yani, iyileşme var, Türkiye’de gelir dağılımında adalette bir iyileşme söz konusudur.

Bakın, size bir rakam daha vereyim: 2002 yılında son yüzde 20’lik dilimin kaça denk geldiği…

OKTAY VURAL (İzmir) – Yüzde 10’a gidelim, yüzde 10’a.

MALİYE BAKANI MEHMET ŞİMŞEK (Gaziantep) - Yani gelirin yüzde 50’sini alıyordu.

OKTAY VURAL (İzmir) – Yüzde 10’a gidelim. Yüzde 10 var mı?

MALİYE BAKANI MEHMET ŞİMŞEK (Gaziantep) - Bakın, şu anda yüzde 46,9’a düşmüş durumda.

OKTAY VURAL (İzmir) – Hayır, yüzde 10’a gidelim.

MALİYE BAKANI MEHMET ŞİMŞEK (Gaziantep) - Yine,ilk yüzde 20’si, nüfusun ilk yüzde 20’lik dilimi gelirin yüzde 5,3’ünü alıyormuş 2002 yılında, şu anda yüzde 5,8’ini alıyor.

OKTAY VURAL (İzmir) – Yüzde 10’lara bakalım.

MALİYE BAKANI MEHMET ŞİMŞEK (Gaziantep) - Değerli arkadaşlar, bütün rakamlar iç tutarlığı olan rakamlardır, TÜİK’in resmî rakamlarıdır ve yoksullukta bir azalma söz konusudur. Rakamlar çok açık bir şekilde bunu ifade etmektedir.

ŞENOL BAL (İzmir) – İşsizlik artıyor Sayın Bakan. Allah, Allah!

Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurul Tutanağı

23. Dönem 4. Yasama Yılı 38. Birleşim 21/Aralık /2009 Pazartesi

32) Sanayi ve Ticaret Bakanlığı ile Ulaştırma Bakanlığı 2010 bütçeleri görüşülürken sorduğum sorular .

……

BAŞKAN -  Sayın Kaptan…

OSMAN KAPTAN (Antalya) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Sanayi ve Ticaret Bakanına sormak istiyorum: Sayın Bakan, 2008’de yaş sebze ve meyve ihracatımızın yüzde 24’ü domatesten oluşmuştur. Ülkemizde domates ihracatının maliyeti hemen hemen Avrupa ülkelerindeki satış fiyatıyla aynıdır. Bu durumda, fiyat rekabetinin yaşandığı dış pazarlara ihracat yapmamız domates açısından olanaksızdır. 30 Haziran 2010’a kadar domatese ton başına 75 dolar mahsup teşvik verilmesini Hükûmet niye sağlamıyor?

İkinci soru: AB ülkelerinin çoğunda olan büyük mağazacılık kanunu sekiz yıldır niye çıkarılmıyor? Yoksa bu kanunun çıkmaması yönünde baskı yapan lobiler mi var?

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın Kaptan.

SANAYİ VE TİCARET BAKANI NİHAT ERGÜN (Kocaeli) – ….. AVM’lerle ilgili kanun çalışmamızı bitirdik. AVM’leri izne bağlayan ve üreticiyi güvence altına alan ve esnafın da korunmasını sağlayan bir düzenleme getirdik ama burada bu kanun çıkmadan bile yerel yönetimlerin tedbir alması gerekir. Yerel yönetimleri hiç kimse AVM’ler için plan tadilatı yapmaya zorlamıyor ne milletvekilleri ne Hükûmet. Orada yerel unsurlar, esnaf birlikleri, belki milletvekilleri şehrin planlanmasında AVM ihtiyacı olup olmadığı konusundaki kararları yerel düzeyde -Parlamento bir düzenleme yapana kadar- vermelidirler, verebilmelidirler ama biz gene de bütün bu düzenlemeleri içeren bir yapıyı getireceğiz.

Serbest bölgeler, devlet bakanlığımızı ilgilendiriyor. Oradan bilgileri alıp size transfer edebiliriz ve bu da yine ihracatla ilgili bir konu. Dış Ticaret Müsteşarlığımızdan gereken bilgileri alarak sizlere aktarma imkânımız olacaktır.

Teşekkür ederim.

…………………

 

BAŞKAN – Sayın Kaptan…

OSMAN KAPTAN (Antalya) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Maliye Bakanına bir sorum var: Sayın  Bakan,  Teşvik Kanunu’nun süresini uzatmayı düşünüyor musunuz?

Ulaştırma Bakanına: Sayın Bakan, bugün Fransa’da, Japonya’da, Amerika Birleşik Devletleri’nde hızlı trenler saatte 450 kilometre hız yaparken bizde niye ortalama en fazla 160 kilometre hız yapabiliyor? Onlar da bazen raydan çıkıyor. Türkiye’ye satılan yirmi yıl önceki eski teknoloji mi yoksa?

İkinci soru: Demir yolu işçilerinin 25 Kasımda yaptıkları eylem nedeniyle 46 kişinin hizmet akdini geçici olarak feshettiniz. Eylem yapan işçilere Müsteşarınızın “Terbiyesizler”, Genel Müdürünüzün de “Serseriler” dediği sendikaların bildirilerinde yer aldı.

Sayın Bakan, bu sözlere siz de katılıyor musunuz, katılmıyorsanız bu konuda ne yapmayı düşünüyorsunuz? İş akitleri feshedilen işçileri tekrar işe almayı düşünüyor musunuz?

Son soru: Ankara-Antalya…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Kaptan.

Sayın Maliye Bakanının konuşmasında sorularıma cevap olabilecek bölüm aşağıdadır.

MALİYE BAKANI MEHMET ŞİMŞEK (Gaziantep) – ….. Yine, 5084 sayılı Kanun’un uygulanmasının uzatılıp uzatılamayacağı gündeme getirildi. Bildiğiniz gibi, biz, 2009 yılı içerisinde daha rasyonel, kaynakların daha rasyonel kullanımını içeren oldukça da radikal bir teşvik sistemini getirdik. Bu teşvik sistemi gerek kurumlar vergisi itibarıyla gerekse sosyal sigortalar primi, arsa tahsisi, faiz desteği, gümrük muafiyeti, KDV muafiyeti gibi birçok hususu içeriyor. Bu çerçevede, 5084’ün uzatılmasına ilişkin bütçemizde ek bir kaynak söz konusu değildir. Yani, şu an itibarıyla 5084’ün uzatılmasına ilişkin herhangi bir çalışma bulunmamaktadır.

ULAŞTIRMA BAKANI BİNALİ YILDIRIM (Erzincan) – ….. Esasen işçinin hak arama yönündeki yapacağı çalışmaların tabii ki başımızın üstünde yeri var ancak buradaki eylemler maksadını aşmış. Yürüyen trenler gece yarısı durdurulmuş, yolcular, makinistler indirilmiş, sinyaller yeşilken kırmızıya çevrilmiş, trenin frenleri çekilmiş. Bu gibi, eylemin içeriğiyle bağdaşmayan hareketlerde bulunan arkadaşlar için Devlet Demiryolları ve Ceza Kanunu maddelerine göre soruşturma başlatılmış, 16 kişilik gruptan 6’sının soruşturması tamamlanarak tekrar görevlerine iade edilmiştir. Bu soruşturma tamamlanınca diğerlerinin durumu da netlik kazanacaktır. “İşten çıkarılma.” diye bir şey söz konusu değildir. Açığa alınma hem işletmenin emniyeti için hem de araştırmanın daha sağlıklı yapılması için gereken bir uygulamadır.

Şüphesiz, değerli milletvekilleri, çalışanlarımızın büyük bir ekseriyeti ve yolcular bu mağduriyete doğrusu destek vermemişlerdir. Az da olsa bazı çalışanların başlattığı bu eylemde, hak arama mücadelelerine sonuna kadar saygımız var, onlar yanlış yapmış olsa da onlara “serseri” veya bu gibi bir sıfatı yakıştırmak asla kimsenin kârı değildir, öyle bir şey yoktur, burada bir çarpıtma vardır, arkadaşlarımız bu konuda gerekli açıklamayı da yapmıştır.

Sayın Kaptan, Ankara-Eskişehir hattı 160 kilometre değildir, 250 kilometrelik yüksek hızlı tren standardındadır ve gerek altyapı gerekse üstyapı tamamen uluslararası standartlara göre yapılmıştır.

Demiryolu işçileriyle ilgili cevabı vermiştim. Ankara-Eskişehir demir yolunda gerekli görülen tali yollara geçişler ya alttan ya üstten sağlanmıştır, eğer bunlarda yetersizlik varsa bunları tekrar yapabiliriz. Bu konuda gereken neyse yapacağız.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurul Tutanağı

23. Dönem 4. Yasama Yılı 36. Birleşim 19/Aralık /2009 Cumartesi

31) Kültür ve turizm Bakanlığı 2010 bütçesi görüşülürken soruduğu sorular

……

BAŞKAN –  Sayın Kaptan…

OSMAN KAPTAN (Antalya) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Kültür ve Turizm Bakanına üç kısa sorum var.

Birinci sorum: Sayın Bakan, otelciler birliği yasasının çıkarılması konusunda bir çalışmanız var mı? Varsa ne zaman çıkarılacaktır?

İkinci sorum: Tanıtmaya ayrılan para yeterli mi? Yeterli değilse, artırmak için bir çalışmanız olacak mı?

Üçüncü ve son sorum: Antalya Altın Portakal Film Festivali’ne geçen yıl belediye başkanı AKP’li iken Başbakanlık ve Turizm Bakanlığından 8,3 milyon TL verilirken, bu yıl büyükşehir belediye başkanı CHP’li olunca Altın Portakal Film Festivaline verilen para 3 milyon TL’ye indirilmiştir. 2,5 milyonu sizin Bakanlığınızca verilmiştir, bu 1,3’ü de eski başkan zamanında verilmiştir.

Şimdi, Sayın Bakan, bu parayı neden azaltıyorsunuz? Sizin adalet anlayışınız bu mu? Sizin demokrasi anlayışınız bu mu? Gönderdiğiniz para devletin bütçesinden değil mi? Yoksa AKP’nin bütçesinden para gönderiyorsunuz da…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Sayın Bakanın konuşmasında yanıt yerine geçebilecek bölüm aşağıdadır. verdiği

KÜLTÜR VE TURİZM BAKANI ERTUĞRUL GÜNAY (İstanbul) – Değerli arkadaşlarım, hızlıca cevap vermek istiyorum, süre sınırlı. ….

Otelciler Birliği, bütün turizmle ilgili bir yasa çalışması… Hazırlıyoruz elbette. Ne zaman çıkacak? Doğrusu ben de uygun bir vadede çıksın istiyorum ama, bu konuda bazı farklı görüşler var yıllardır tartışıla gelmiş, birden bire herkesi bir çatı altında toplayacak bir formülasyonu doğrusu bulmak konusunda biraz daha zorlandığımızı itiraf ediyorum.

Dağıtmaya(tanıtmaya demek istemiş herhalde)  ayrılan para… Geçen yıl bütçe kısıtlı başlamıştı yurt dışına ayrılan kaynaklar döviz arttığı için, fakat biz döner sermaye kaynaklarımızdan ve ek ödeneklerden, DPT’den takviye ettik, bir önceki yıl ne kadar kaynak kullandıksa aynı kaynağı geçen yıl kullandık, bu yıl da aynı kaynağı kullanacağız. ….

 

Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurul Tutanağı

23. Dönem 4. Yasama Yılı 33. Birleşim 11/Aralık /2009 Çarşamba

30) Vakıflar Genel Müdürlüğü ve Basın-Yayın Enfarmasyon Genel Müdürlüğü bütçeleri görüşülürken sorduğum sorular.

 

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Sayın Kaptan…

OSMAN KAPTAN (Antalya) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Birinci sorumu vakıflardan sorumlu Sayın Bakana soruyorum: Ankara ve bazı illerde kurulan vakıflar müzesi önemlidir. Antalya tarihî, kültürel vakıf eserleri zenginliği açısıyla ve turistik özellikleriyle vakıflar müzesini fazlasıyla hak etmektedir. Sayın Bakan Antalya’ya vakıflar müzesi kurulmasını sağlayacak mısınız? Bu konuda bir çalışmanız var mıdır?

İkinci sorum basın-yayından sorumlu Sayın Bakana: Sayın Bakan, Basın-Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğü belediyelerden ve Deniz Feneri Derneğinden kaç kişi almıştır? Bunların meslekleri ve eğitimleri nelerdir? Atamaları mevzuata ve personel yönetmeliğine uygun mudur?

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

DEVLET BAKANI MEHMET AYDIN (İzmir) – Teşekkür ederim. Geri kalan sorulara yazılı olarak cevap vereceğim.

Oturum içinde diğer soruma yanıt verilmedi.

 

Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurul Tutanağı

23. Dönem 4. Yasama Yılı 32. Birleşim 15/Aralık /2009 Salı

29) Cumhurbaşkanlığı 2010 Bütçesi TBMM Genel Kurulunda görüşülürken sorduğum sorular.

BAŞKAN -  Sayın Kaptan buyurun…

 

OSMAN KAPTAN (Antalya) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.

 

Birinci sorum: Sayın Cumhurbaşkanı Dışişleri Bakanlığı konutunu şimdiye kadar niçin boşaltmıyor? Dışişleri Bakanına ayrı bir konut niçin kiralanıyor?

 

İkinci sorum: Eski cumhurbaşkanı Sayın Ahmet Necdet Sezer tarafından imzalanmayıp Hükûmete iade edilen kaç tane üst düzey yönetici kararnamesi Sayın Cumhurbaşkanı tarafından imzalanmıştır?

 

Ve üçüncü soru: Sayın Cumhurbaşkanına imza için Hükûmet tarafından kaç tane üçlü kararname gönderilmiştir? Bunun kaçı iade edilmiştir, kaçı imzalanmıştır?

 

Teşekkür ederim.

TBMM BAŞKAN VEKİLİ SADIK YAKUT (Kayseri) - Diğer kurumlarla ilgili sorulara da ayrıca yazılı cevap verilecektir.

CUMHURBAŞKANLIĞI İLE İLGİLİ SORDUĞUM SORULARA OTURUM İÇİNDE CEVAP VERİLMEMİŞTİR. YAZILI CEVAP GELİRSE …..

 

Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurul Tutanağı 23. Dönem 3. Yasama Yılı
99. Birleşim 4 Haziran 2009 Perşembe

27) Çevre ve Orman konusunda gündem dışı konuşmalar üzerine;  Çevre ve Orman Bakanına sorduğum sorular

----- 0 ----

BAŞKAN – …. Sayın Kaptan...

OSMAN KAPTAN (Antalya) – Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Sayın Bakan, bu yıl yangın söndürme konusunda, yangın söndürme uçağı kiralaması konusunda bir ihale yaptınız mı, gerekli tedbirleri aldınız mı? Geçen yıl bu ihalelerin geç yapılmasından dolayı, dünyadaki yangın söndürme uçaklarının da sayısının az olmasından dolayı bir sıkıntı yaşandığını Türkiye’de kamuoyu biliyor ve bu konuda… Çıkan yangınlar uzun süre, üç gün, dört gün sürdü. Biraz önce Sayın Antalya Milletvekili Tayfur Süner arkadaşımızın söylediği yangın. 17 bin hektar orman yandı ve bu ormanın yanmasında siz havadan helikopterle baktınız.

Sayın Bakan, bu orman yerde yanıyor, köy yerde. Orada bir köy yandı, 60 tane ev yandı, 2 tane insan yandı, ona bizzat orada, yakınından, yani yerden, topraktan bakmanız gerekirken, havadan bakıyorsunuz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Kaptan.

Sayın Arat…

OSMAN KAPTAN (Antalya ) – Sayın Başkan, bitmedi.

BAŞKAN – Efendim, 1’er dakika.

OSMAN KAPTAN (Antalya) – Başbakana 61 milyar dolara uçak alacağınıza bir yangın söndürme uçağı alsanız daha iyi olur.

BAŞKAN – Böyle bir sistem yok efendim, lütfen...

Bakanın Yanıtı

ÇEVRE VE ORMAN BAKANI VEYSEL EROĞLU (Devamla) – ……  Bu konuda gerekli tedbirler alınıyor. Yangın uçakları kiralandı. Evet, bir vekilimiz güzel işe işaret etti. Geçen sene bütün dünyada, Akdeniz Bölgelerinde, Portekiz’de, İtalya’da, Fransa’da, Yunanistan’da yangın olunca yangın uçaklarına, helikopterlerine talep arttı. Geçen sene maalesef yangın helikopteri, uçağı bulamadık ama bu sene erken davrandık, ocak ayında ihaleye çıkıldı, uçakları da Türk Hava Kurumu kiralama ihalesini aldı, helikopterler de kiralandı. Şu anda yaklaşık 40 adet havadan yangın müdahale ekiplerimiz var, onu da özellikle belirteyim.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurul Tutanağı 23. Dönem 3. Yasama Yılı
98. Birleşim 3 Haziran 2009 Çarşamba

26) Suriye sınırındaki mayınlı arazilerin temizlenmesi ve temizlenen arazilerin yarım asırlık tahsisini düzenleyen kanun tasarısı görüşülürken sorduğum sorular

----- 0 -----

BAŞKAN – Sayın Kaptan…

OSMAN KAPTAN (Antalya) – Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Sayın Bakan;

1) Dünyada AKP Hükûmeti dışında sınır topraklarını kırk dört yıllığına kiralayan, satan bir başka ülke hükûmeti var mıdır?

2) Mayınlı arazilerin temizlenmesi bir millî savunma işi olmasına karşın bu tasarı niye Millî Savunma Komisyonunda görüşülmemiştir?

3) Dünyada elli beş ülkenin ordusu mayın temizliyor da Türk ordusu mu mayın temizleyemiyor?

Teşekkür ederim.

Bakanın konuşmasında yanıt olan bölümler:

MALİYE BAKANI MEHMET ŞİMŞEK (Gaziantep) – …….. Yine, bakın, değerli arkadaşlar, kanunda bu madde de, bu unsur da son derece açıktır. Kanunda buranın güvenliğinin nasıl sağlanacağı açıktır. Kanunda bunun esas usullerinin nasıl yapılacağı -ihalenin- her şey açıktır. Burada Millî Savunma Bakanlığı vardır, burada Maliye Bakanlığı vardır, Genelkurmay Başkanlığı vardır. Dolayısıyla, bunlar devletimizin kurumlarıdır, bütün ilgili kurumları bu sürecin içinde olacaktır. Dolayısıyla, değerli arkadaşlar, bu endişelerinizi açıklarken, lütfen, şu metinlere bir daha bakalım. Metinler oldukça açıktır ama bu süreçte, biz bu kaygıları gidermek için yine bir tür düzenlemeler yaptık, elimizden geleni yaptık. Bakın, birazdan 2’nci madde tekrar görüşüleceği zaman göreceksiniz, o kaygıların hemen hemen hepsi giderilmiş durumdadır. Onun için, biz, bu toprakların hâkimiyetini hiçbir şekilde ne bir yabancı unsura bırakıyoruz… Bir kere, yapılmamış bir ihalede, verilmemiş bir ihalede, sizin çıkıp bu tür iddialarda bulunmanız… Yarın, bu olmazsa acaba nasıl bir duruma düşersiniz, onu düşünüyor musunuz? Peki, yarın, biz bu ihaleyi yaptıktan sonra, bu temizlemeyi yaptıktan sonra bir Türk firması çıkıp burayı işletirse o zaman siz gene “Ya kusura bakmayın. Biz bunları bu kadar söyledik. Sizi ihanetle suçladık.” der misiniz? Dolayısıyla değerli arkadaşlar, bu son derece açıktır. Bu topraklar satılmıyor, sınırlarımız kiralanmıyor. Kanun, dediğim gibi bir üçüncü seçenek olarak, o da ülke menfaatleri doğrultusunda… Ülkenin ilgili kurumlarının bütün görüş ve tabii ki teklifleri dikkate alınaraktan ülkemizin menfaati ne gerektiriyorsa onu yapacağız. 

Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurul Tutanağı 23. Dönem 3. Yasama Yılı
95. Birleşim 28/Mayıs /2009 Perşembe

25)Türk Vatandaşlığı Kanunu Tasarısı görüşülürken sorduğum sorular:

BAŞKAN - …… Sayın Kaptan.

OSMAN KAPTAN (Antalya) - Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Sayın Bakan, çifte vatandaşlık hakkına sahip bakanımız var mı, varsa kaç tane bakan çifte vatandaşlık hakkına sahiptir?  Teşekkür ederim.

BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Kaptan

……

OSMAN KAPTAN (Antalya) - Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Sayın Bakana biraz önce sorduğum soruya cevap verilmedi. Benim sorum şuydu: Çifte vatandaş olan kaç tane bakan var? Şimdi sorumu değiştiriyorum: Sayın Bakan, Hükûmetinizde Amerikan ve İngiliz veya başka ülkelerin vatandaşı olan bakan var mıdır? Varsa sayısı kaçtır?

BAŞKAN - Sayın Kaptan, biraz uzaklaştırır mısınız mikrofonu çok yankı yapıyor.

İÇİŞLERİ BAKANI BEŞİR ATALAY (Ankara) - Sayın Başkan, soruyu anlamadım.

OSMAN KAPTAN (Antalya) - İkinci sorum şu: Turizm yörelerindeki belediyelerin yaz nüfusu ile kış nüfusu arasında büyük farklar vardır. İller Bankasından gönderilen paraların miktarı kış nüfusuna göre belirlenmektedir. Bu turizm bölgelerindeki belediyelerin yaz nüfusuna göre para gönderilmesi sağlanacak mıdır?  Teşekkür ederim.

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Kaptan.

 

BAKANIN YANITI

 

İÇİŞLERİ BAKANI BEŞİR ATALAY (Ankara) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Soru soran arkadaşlarımıza da teşekkür ediyorum.  ……………………..

Burada, çifte vatandaşlık sahibi kişilerle ilgili olan rakamları şu anda veremiyorum.

Belediyelerle ilgili konuda …….. , bilindiği gibi, yeni düzenlememizde, buradan, geçen sene temmuz ayında, haziran sonu temmuz başı çıkardığımız belediye gelirleriyle ilgili kanunda, nüfus kriteri yanında gelişmişlik indeksini de getirdik ve ayrıca Bakanlar Kurulu da bir karar aldı, seçime kadar önceki dönemden ödenen miktarlar belediyelere aynen ödendi. Nüfusları düşse bile -seçime kadar daha önce yaptıkları planlar olabilir, çalışmalar olabilir- mevcut belediye başkanları zor durumda kalmasın diye önceki nüfusa göre aldıkları ödenekler gönderildi ama seçimden itibaren yeni seçilecekler yeni nüfus yapısını da bilecekler, yeni geliri de bilecekler. Onun için yeni uygulama diye, şimdi, tabii, nüfusu düşen yerlerde yeni nüfusa göre ödenek gönderildiği için, bazı sıkıntılar var. Bunlar biliniyor ve tabii bunlar Bakanlığımızdan ziyade Hükûmetin geneliyle ilgili ve Maliye Bakanlığıyla ilgili boyutlar, İller Bankasıyla ilgili boyutlar ama genel olarak hükûmetlerimiz döneminde yerel yönetimlerin gelirlerini mümkün olduğunca artırdık. Yani bugün Belediyeler Birliğinin bir kongresi vardı, toplantısı vardı, orada da bunlar görüşüldü. Yani yüzde 350 civarında 2002 ile bugün arasında bir artış var belediyelere genel bütçeden ayrılan gelirde. O manada biz daima belediyelerimizin rahat çalışması yönünde bütün imkânları kullanıyoruz. Onu ifade edebilirim.  Teşekkür ederim Başkanım.

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum.

 

Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurul Tutanağı 23. Dönem 3. Yasama Yılı
91. Birleşim 20/Mayıs /2009 Çarşamba

24) Suriye sınırındaki mayınlı arazilerin temizlenmesi ve temizlenen arazilerin yarım asırlık tahsisini düzenleyen kanun tasarısı görüşülürken sorduğum sorular

…..

OSMAN KAPTAN (Antalya) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Bakan, sınırlarımızdaki bu topraklarımızın kırk dört yıllığına yabancılara verilmesi, Misakımillî sınırlarımızın yok edilmesi anlamına gelmez mi?

İkinci soru: Türkiye’de bugüne kadar mayınlı arazilerin temizlenmesini kim yapıyordu?

Üçüncü soru: Koskoca Türkiye’de bu işi yapabilecek bir kişi, kurum, bir firma yok mu ki İsrailli bir firmaya veriyorsunuz? Ordu bu mayınları temizleyemiyor mu? Temizleyemiyorsa gerekçesi nedir?

Son soru da: Bu çağdaş yaşamın, çağdaş eğitimin bir sembolü hâline gelmiş Türkan Saylan Hanımefendi’nin –Allah rahmet eylesin- cenazesine Hükûmetin bir temsilcisinin katılamaması, valinin, belediye başkanının katılmaması konusunda Hükûmetin bir talimatı mı vardır?

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

 

BAKANIN YANITI

 

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI MEHMET VECDİ GÖNÜL (İzmir) – Santimetrekaresi bile çok önemli ülkemizin.

Bir şeyi iyice anlatabilmek için söylüyorum. Bu ince bir şerit, 510 kilometre. Suriye hududumuz 900 kilometreye yakındır. Tamamı mayınlanmamıştır. Bunun eni ortalama 350 metredir.

Şunu da arz edeyim: Kanun geçerse -tabii takdir sizin, geçirip geçirmemek- mayınların temizlenmesinden dolayı burada yeniden fiziki tedbir alınacak; dikenli tel, elektrikli koruma vesair. Bunun için de 50 metresi alındığı düşünülürse demek ki ortalama -çok kabataslak söylüyorum- ihale edilecek kısım, tamamı ihale edilip temizlenecek ancak kullanıma verilecek kısım 300 metrelik olacaktır. Bir diğer kaba ifadeyle, temizlenen kısmın sekizde 1’i yeniden askerî kullanıma verilecektir korunması bakımından.

Sayın Kaptan’ın sorusu, sınırlar Misakımillî ile… İki şeyi herhâlde biraz karıştırdık. Biliyorsunuz Kıbrıs kiraya verilmedi. Kıbrıs 1856 Kırım Harbi sebebiyle  İngilizlerin orada geçici üs yapmasına izin verildi, siyasi bir karardı. Biz burada bir medeni hukukun getirdiği kiracı hakkıyla ilgili bir karardan bahsediyoruz.

Bugüne kadar kim yaptı temizlemeyi? Bugüne kadar silahlı kuvvetlerin bir bölüğü var, mayın temizleme bölüğü, insan gücüyle çalışıyor, elle temizliyor; bu bölük yaptı. Eğer teferruatını isterseniz, mesela Akçakale Kapısı ve diğer yerlerde bu bölük bugün dahi faaliyet gösterdi, göstermeye devam ediyor. Belki takip ettiniz, hudutta petrol çıkarılan bölgeler de mayınlıydı, oraları da bu bölük temizledi ancak fevkalade zor bir işi insan zayiatı vermeden vatan hizmetini yapan evlatlarımızla yapmak gibi bir sorumluluk taşımaktadırlar.

Ordu temizleyemez mi?

MURAT ÖZKAN (Giresun) – Sayın Bakan, 1878’de kiraya verilmiş.

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI MEHMET VECDİ GÖNÜL (İzmir) – Müsaade ederseniz sırayla gideyim.

MURAT ÖZKAN (Giresun) – Tarihi yanlış söylediniz.

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI MEHMET VECDİ GÖNÜL (İzmir) – 1878’de Mısır’la beraber oldu. İlki, ilki şeyde verildi. İngilizlerin ilk çıkışı Kırım’ladır.

 

TBMM Genel Kurul Tutanağı 23. Dönem 3. Yasama Yılı 56. Birleşim 11/Şubat/2009 Çarşamba

23) Medeni Kanundaki mal paylaşım rejimi ile ilgili olarak hükümet ne diyor?

OSMAN KAPTAN (Antalya) – Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Sayın Bakan, Medeni Kanun’un 10’uncu maddesi gereğince 2002 yılı Medeni Kanun değişikliğiyle yapılandırılan mal ortaklığı ilkesinin sadece evliliği o tarihten sonra gerçekleşmiş çiftler için geçerli olması ve 2002 yılından önce mal ayrılığına tabi tutulan evli çiftlerin bu madde gereği mağdur durumda kalmasını önlemek adına ilgili maddede ne zaman değişiklik yapılacaktır?

İkinci soru: AB ülkelerinde hedeflenen 2010 yılında yüzde 60 kadın istihdamının sağlanması karşısında geçmiş yıllarda yüzde 24,8 olan Türkiye kadın istihdamı oranının alınacağı söylenen tedbir ve oluşturulacağı söylenen projelere…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Bakan soruyu yanıtlamamıştır.

DEVLET BAKANI NİMET ÇUBUKÇU (İstanbul) –Cevap veremediğim sorular var, yazılı vermeye çalışayım.

Teşekkür ederim.

 

TBMM Genel Kurul Tutanağı 23. Dönem 3. Yasama Yılı 38. Birleşim 26/Aralık/2008 Cuma

22) Devlet Hastaneleri ve Diğer Kamu Kurumlarının temizlik işçileri ile 4/b li Öğretmenler kadroya alınacak mı?

BAŞKAN – Sayın Kaptan…

OSMAN KAPTAN (Antalya) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Bakan, devlet hastanelerinin ve diğer kamu kuruluşlarının temizlik işi ve bazı diğer işler taşeronlar aracılığıyla yapılmaktadır.

Bir: Bu işçilerin sayısı ne kadardır?

İki: Bu işçileri asgari ücrete mahkûm etmemek için kadroya alacak mısınız?

Üçüncü soru: 4/B’ye göre çalıştırılan öğretmenleri ve diğer kamu çalışanlarını kadroya almayı düşünüyor musunuz?

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Sayın Kaptan…

OSMAN KAPTAN (Antalya) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Bakan, iki sorum var: Emeklilere refahtan pay verilmemesi için kanun çıkardınız, buna da “sosyal güvenlik reformu” dediniz.

Soru 1) Dünyanın hangi ülkesinde emeklilere refahtan pay verilmiyor?

Soru 2) Türkiye’deki emeklileri ikinci sınıf vatandaş konumuna getiren bu yasayı değiştirmeyi düşünüyor musunuz?

Teşekkür ederim.

Birinci bölümdeki sorulara yanıt verilmemiştir. 2.  soruya verilen yanıt aşağıdadır.

MALİYE BAKANI KEMAL UNAKITAN (Eskişehir) –  …Sayın Kaptan “Emeklilere refahtan pay verilmiyor” diyor. Hâlbu ki ben bütçe sunumumda, emeklilere ne kadar artış olduğunu -efendime söyleyeyim, BAĞ-KUR’u var bunun içerisinde, memur emeklisi var, sigorta emeklisi var- en az alan, en fazla alan, ortalama alan, hepsini açıkladım ve artış oranlarıyla da enflasyon artışını karşılaştırdığımda, enflasyonun çok üzerinde artışlar olduğunu, yani reel artışlar söz konusu olduğunu açık açık ifade ettim. Reel artışlar demek, refah payından pay vermek demektir. Onun için “Refah payından hiç pay verilmedi, refahtan pay verilmedi” demek yanlış bir yorumlama olur diye düşünüyorum.

TBMM Genel Kurul Tutanağı 23. Dönem 3. Yasama Yılı 36. Birleşim 24/Aralık/2008 Çarşamba

21) Maliye Bakanı Kemal Unakıtan’ı eleştirenler sayı saymayı bilmiyor mu? “aha böyle, bilekle alınan ..” ödülün hikayesi.

BAŞKAN –  ...  Sayın Kaptan…

OSMAN KAPTAN (Antalya) – Teşekkür ederim Sayın Başkan. Sayın Bakan, iki sorum var:

Birincisi: Mayıs 2008’de Antalya’da yapılan 23’üncü Maliye Sempozyumunda “Beni eleştirenler ya sayı saymayı bilmiyor ya da dayak yememiş. Bakın ben Avrupa’dan ödül alan bir Maliye Bakanıyım.” dediniz. Sayın Bakan, size Avrupa’da yılın Maliye Bakanı ödülünü veren Avrupa’daki bir derginin sponsorluğunu yapan Citibank’ın 3 milyar dolarlık vergi borcunu 20 Aralık 2002 tarihli olurunuzla sildirdiğiniz için böyle bir ödülü aldığınız doğru mu? Doğruysa bu ödülü iade etmeyi düşünüyor musunuz?

İkinci soru: Sayın Bakan “Kriz teğet geçiyor.” diyorsunuz. Ankara’daki bir kolejin sahibi ünlü bir iş adamı dün gece kredi borcu yüzünden intihar etti.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Kaptan.  …

Bakanın Yanıtı

MALİYE BAKANI KEMAL UNAKITAN (Eskişehir) –  …  Evet, değerli arkadaşlar, şimdi, Sayın Kaptan, işte, ödül aldık ya Avrupa’da… Şimdiye kadar kaç tane Bakanınız ödül aldı sizin ya? (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Bak, ben size soruyorum. Ödül almış da, dergiyi bilmem kim sponsor olmuş da, sen onun bilmem ne… Bırakın bunları.

S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta) – Bizim hiçbir başbakanımız eş başkan da olmadı bir yere.

MALİYE BAKANI KEMAL UNAKITAN (Eskişehir) – Bak, aha böyle, bilekle aldım ben o ödülü, tantanayla değil.

S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta) – Bizim hiçbir başbakanımız bir yere eş başkan da olmadı.

BAŞKAN – Sayın Bakanım, süre tamam. Polemiğe girmeyelim efendim.

MALİYE BAKANI KEMAL UNAKITAN (Eskişehir) – Peki arkadaşlar. Hepinize çok teşekkür ediyorum.

Geri kalanları da yazılı olarak veririz. …

 

TBMM Genel Kurul Tutanağı 23. Dönem 3. Yasama Yılı 34. Birleşim 22/Aralık/2008 Pazartesi

20) Antalya’ya tren ne zaman gelecek? Başbakan ve Bakan çocuklarının yeni gemi-tersane siparişi var mı? 

BAŞKAN –   Sayın milletvekilleri, onuncu turda konuşmalar tamamlanmıştır. Şimdi soru-cevap işlemine başlıyoruz.

İlk soru, Sayın Kaptan, buyurun efendim.

OSMAN KAPTAN (Antalya) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Çalışma Bakanına bir sorum var: Sayın Bakan, asgari ücretten vergiyi kaldırtacak mısınız?

Kısa, net sorular Sayın Başkan.

Şimdi Ulaştırma Bakanına sormak istiyorum: Sayın Bakan, Antalya’ya tren ne zaman gelecektir?

İkinci sorum: Antalya’nın batı ilçelerinden uygun olan birisine havaalanı yaptırmayı planlıyor musunuz?

Üçüncü soru: Sayın Bakan, rakamlarla konuşmayı seviyorsunuz. “Her şey de kamuoyunun gözü önündedir.” diyorsunuz. Ben de buna dayanarak şunu soruyorum: Sayın Bakan, Sayın Başbakanın ve bakanların ve eski bakanların çocuklarının kaç tane gemisi var ve tersanesi var? Yapılması için sipariş verilen gemi sayısı kaçtır?

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkürler. ...

Bakanların yanıtları:.

ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANI FARUK ÇELİK (Bursa) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Asgari ücretten vergi alınmamasıyla ilgili bir değerlendirme yaptılar. Takdir edersiniz ki vergi düzenlemeleri diğer bir bakan arkadaşımızın alanına giriyor, ama asgari geçim indirimini uygulamaya koyduk, 4 çocuklu bir aileden nedeyse vergi alınmadığını rahatlıkla söyleyebiliriz. Ayrıca Asgari Ücret Komisyonu çalışmalarını bu hafta itibarıyla tamamlıyor. 2009 yılında uygulanacak olan yeni asgari ücret de bu hafta tespit edilmiş olacak.

ULAŞTIRMA BAKANI BİNALİ YILDIRIM (Erzincan) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Sayın Kaptan’ın “Antalya’da batı ilçelerine havaalanı düşünülüyor mu? Antalya’ya ne zaman tren gelecek?” sorusu… Antalya’da, biliyorsunuz, Antalya Havaalanı var, uluslararası standartta hizmet veren, 10 milyon yolcu kapasitesinde. Bir de son zamanlarda, yeri çok uygun olmamasına rağmen, daha önce başlayan ve zamanımızda bitirilen Gazipaşa Havaalanı var. Gazipaşa Havaalanını yap-işlet-devretle bir işletmeciye verdik. O şu anda pist genişletme, uzatma çalışmaları yapıyor, ondan sonra işletmeye açılacak.

Antalya’nın çok zor bir coğrafyası var, tarihî dokuya da zarar vermeden havaalanı yapılması kolay bir şey değil ama bu konuda bir etüt çalışmamız var.

Yine, Antalya’nın Batı Çevre Yolu’yla ilgili olarak Sayın Hüsnü Çöllü’nün söylediği… Batı Çevre Yolu yapılacak şüphesiz. Şu ana kadar 2,5 katrilyon ayrıldı, harcama yapıldı ama orada en büyük problem kamulaştırma problemidir. Belediye “18 uygulaması” yapmak suretiyle kamulaştırmayı tamamladıktan sonra kalan kısmını da yapacağız. Biz de bu projenin öncelikli olduğunu biliyoruz.

Antalya’ya bir demir yolu bağlantısı çalışması uzun süreden beri devam ediyor. O da Isparta-Burdur üzerinden 130 kilometrelik bir hattır ama oldukça zor bir araziden geçiyor ve maliyeti yüksek. Proje çalışmaları devam ediyor, ileride bunu yap-işlet-devret modeliyle yapmayı planlıyoruz. Sayın Kaptan’ın bir sorusu. …

 

TBMM Genel Kurul Tutanağı 23. Dönem 3. Yasama Yılı 32. Birleşim 20/Aralık/2008 Cumartesi

19) Yüksek gerilim hattından kaç yangın çıktı?

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Çalış.  Sayın Kaptan…

OSMAN KAPTAN (Antalya) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Benim, Çevre ve Orman Bakanına iki sorum var.

Sayın Bakan, 2008 yılı içinde meydana gelen orman yangınlarından hangileri yüksek gerilim hattından çıkmıştır?

İkinci soru: yüksek gerilim hatlarından çıkan yangınlardan doğan zararlar için TEDAŞ’tan ne kadar tazminat aldınız?

Teşekkür ederim. …

Yanıt verilmemiştir.

TBMM Genel Kurul Tutanağı 23. Dönem 3. Yasama Yılı 31. Birleşim 19/Aralık/2008 Cuma

18) Gazetecilerin hakları nasıl aranır? Başbakanın Gazeteci seçme özgürlüğü var mı?

BAŞKAN –  Sayın Kaptan…

OSMAN KAPTAN (Antalya) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.

Sayın Başbakan bazı gazetelerin Başbakanlık muhabirlerinin Başbakanlığa girmesini yasakladı. Sayın Başbakan bunu hangi gerekçeyle yaptı? Sayın Başbakanın gazeteci seçme özgürlüğü mü var, yoksa basının haber alma özgürlüğü mü yok?

İkinci sorum Sayın Nimet Çubukçu’ya: Sayın Bakan, Vakit gazetesi yazarı Hüseyin Üzmez’in küçük bir kız çocuğuna yaptığı cinsel tacizle ilgili Adli Tıp Kurumu raporuna Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu niçin zamanında itiraz etmemiştir?   Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Kaptan. …

Hükümet Adına verilen yanıt

DEVLET BAKANI MEHMET AYDIN (İzmir) – Diğer sorulara gelince: Bu TRT’yle ilgili, diğer radyo, televizyonlarla ilgili Türkçe, Türk kültürü için hepimiz el ele verip çalışmamız lazım. Bu öyle bir bakanın veya TRT’den sorumlu bir bakanlığın çabalarıyla olacak gibi değil. Bütün üniversitelerimiz, her birimiz, kendimize ne düşüyorsa bu milletin dili için, tarihi için, kültürü için, gelin, hepimiz bunları siyaset üstü kabul edelim, o konudaki başarıları ne siyasete dercedelim ne de siyasetle birlikte mütalaa edelim çünkü bunlar çoluk çocuğumuzun, torunlarımızın, gelecek kuşakların hazinesidir. Gelin, o konuda birlikte ne yapılacaksa ben ona hazırım, benim sorumlu olduğum kurumlar ona hazır ama gerçekten  başarı için hepimizin el ele vermesi lazım.

Bir diğer konu, bu Başbakanlıktaki muhabirler konusu. O benim sorumlu olduğum kurumla ilgili değil. Biz, nihayetinde resmî görevi, zaten kanununda belli olan şeyleri yapıyoruz. Sayın Başbakan -veya Başbakanlık diyeyim çünkü epeyce önceydi- gerekli açıklamaları yaptı. Tatmin edici oldu mu olmadı mı? Beni burada ilgilendiren, yani benim cevap vermem gereken bir konu değil. Gerekiyorsa tekrar Başbakanlık danışma ofisine yeniden müracaat edilir ve  eğer yeni bir gelişme, bilgi olduysa oradan alınır. Açıkçası, ben bilmiyorum.

 

TBMM Genel Kurul Tutanağı 23. Dönem 3. Yasama Yılı 30. Birleşim 18/Aralık/2008 Perşembe

17) Antalya’ya Şehir Stadı isteğimiz ne hale geldi? Zengin Stat deyimi yeni mi?

...

BAŞKAN – …  Sayın Kaptan…

OSMAN KAPTAN (Antalya) – Teşekkür ederim Sayın Başkan. Ben spordan sorumlu Bakana sormak istiyorum.

Sayın Bakan, Antalya’da Yüzüncüyıl’da, kentin tam ortasında kent dokusunu, trafiği altüst edecek yoğunlukta 30 bin kişilik stadyum, 10 bin kişilik kapalı spor salonu yapılması karşılığında bu spor kompleksini yapan firmaya aynı yerde 140 bin metrekare, yüksekliği belli olmayan ticari alan plan değişikliği yapılarak Büyükşehir Belediyesi tarafından verilmesi Antalya’da büyük tepki ile karşılanmaktadır. Bu konuda AKP’nin dışındaki tüm siyasi partiler, demokratik kitle örgütleri ve Antalya kamuoyu karşıdır. Bu karşılığını da… Dört tane mahkemeye başvurulmuştur bu konuda. Sorum şudur: Dünyada kent merkezinde -yeni yapılan yalnız- başka bir örneği olmayan bu projenin kent dışına taşınmasını sağlayacak mısınız? Mahkeme sonuçlanırsa…

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Kaptan. …

Bakanın yanıtı

...

DEVLET BAKANI MURAT BAŞESGİOĞLU (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; soru soran arkadaşlarımıza teşekkür ediyorum. Zamanın darlığı dolayısıyla hepsine cevap verme imkânımız yok, sadece Antalya’yla ilgili Sayın Milletvekilimizin sorusuna açıklık getirmek istiyorum.

Değerli arkadaşlarım, Antalya ilimizde 246.251 metrekare yüzölçümlü taşınmazımızın üzerindeki  kurulu kompleksin 40 bin metrekarelik bölümü Antalya Belediyesine devredilmiş 2005 yılında. Bu devir karşılığında, 10 bin seyirci kapasiteli spor salonu, 30 bin seyirci kapasiteli stadyum, 2.500 seyircili spor salonu, 2.500 seyircili yüzme havuzu, sentetik yüzeyli atletizm pisti ve tribün, dört adet çim yüzeyli futbol sahası ve tribünleri, dört adet tenis kortu, tribün ve soyunma odaları ile idari bina yapılması protokole bağlanmış ve inşaatlarının  bir kısmı da bildiğim kadarıyla devam ediyor.

Şimdi, Antalya şu açıdan da önemli: 2010 Dünya Basketbol Şampiyonası Türkiye’de yapılacak. Bu çok prestijli bir şampiyona ve bu şampiyonanın maçlarından bir bölümü de Antalya ilimizde yapılacak. Onun için buradaki tesislerin bir an önce hizmete girmesini istiyoruz.

OSMAN KAPTAN (Antalya) – Sayın Bakan, biz “Yapılmasın.” demiyoruz ama şehrin göbeğine yapılmasın.

DEVLET BAKANI MURAT BAŞESGİOĞLU (İstanbul) – Bütün Antalyalılardan ve sizden de ricam, bu tesislerin bir an önce Türk sporuna kazandırılmasıdır. Bunu şey yapıyorum.

OSMAN KAPTAN (Antalya) – Yeşilbayır’da 300 dönüm yer verildi eskiden, oralara yaptırmıyorsunuz, şehrin tam göbeğine yaptırıyorsunuz!

DEVLET BAKANI MURAT BAŞESGİOĞLU (İstanbul) – Spor adamları açısından da en önemli, en zengin tesisler şehir merkezlerindeki tesislerdir. Bugün Dolmabahçe Stadı dünyada hakikaten çok beğenilen, ulaşımı kolay olan bir stadyumdur. Şehir dışındaki spor tesislerine seyirciyi göndermek ve orada müsabaka yapmak gerçekten zorlukla karşılaştığımız bir durum. Onun için, bu tesisler bittiğinde ben Antalya’mızın tam anlamıyla Kayseri gibi bir spor kenti olacağına inanıyorum. …

TBMM Genel Kurul Tutanağı 23. Dönem 3. Yasama Yılı 29. Birleşim 17/Aralık/2008 Çarşamba

16)“Ya, bunlar çok spekülatif sorular” diyen Bakan kim ? Cumhurbaşkanına verilen hediyelerin sırrı?

BAŞKAN –  Sayın Kaptan…

OSMAN KAPTAN (Antalya) – Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Ceyhan’da kurulacak rafineri için, kamuoyunun yakından tanıdığı bir iş adamı “Ben Başbakanla görüştüm, biz bu rafinerinin ruhsatını sana vermeyeceğiz, bizim Çalık’a vereceğiz.” dediğini kamuoyuna açıkladı. Başbakan, dün bu konuda sorulan soruya “Bizim Çalık” demedim diye bir açıklama yapmadığına göre Sayın Başbakan “Bizim Çalık” demekle;

1) Çalık’la bir akrabalığı mı vardır?

2) Yoksa bir iş ilişkisi, ticari ilişkisi mi vardır?

3) Yoksa damadı Çalık’ta genel müdür olduğu için mi “Bizim Çalık” demiştir?

Teşekkür ederim.

DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI HAYATİ YAZICI (İstanbul) – Evet.

Sayın Kaptan, Ceyhan’da rafineri, Çalık akraba mı, iş ilişkisi var mı… Ya, bunlar çok spekülatif sorular. Bir kere, Sayın Başbakanın sizin ifade ettiğiniz tarzda bir konuşması olduğunu kabullenmiş gibi soru yöneltiyorsunuz. Öyle bir şey kesinlikle söz konusu değil. Akrabalığı yok, iş ilişkisi de söz konusu değildir. …

BAŞKAN – Sayın Kaptan…

OSMAN KAPTAN (Antalya) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

İki sorum Meclis Başkanlığına. Bir: Meclis personeline zam yaptınız, geçici görevlilere zam yapmadınız. Aynı işi yapan personel arasında adaletsizlik yapmış olmuyor musunuz?

İkinci soru: Mecliste yardımcı hizmetler sınıfındaki üniversite mezunları genel idare hizmetleri sınıfına alınacak mı, alınacak ise ne zaman alınacak?

Cumhurbaşkanlığına bir sorum: Suudi Arabistan Kralı’nın Sayın Cumhurbaşkanına verdiği hediyelerin açıklanmaması kamuoyunda ciddi bir merak ve kuşku uyandırmıştır. Bu konudaki soru önergelerine hiçbir tatmin edici cevap verilmemiştir. Bu durum Cumhurbaşkanlığı makamını zedelemektedir. Bu hediyelerin geç de olsa açıklanması yapılacak mıdır? Teşekkür ederim.

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKAN VEKİLİ NEVZAT PAKDİL (Kahramanmaraş) – Teşekkür ederim.

Sayın Başkanım, saygıdeğer milletvekili arkadaşlarım; arkadaşlarımın not aldığı, benim de not aldığım hususları cevaplandırmak istiyorum. Şimdi, Türkiye Büyük Millet Meclisinde bütün personele zam yapıldı. Bunların arasında uzman ve stenograflar ile doktorlara ve bir de 4/B hükmüne göre çalışan sözleşmeli personele, bunlara, zam yapılamadı. Bunlarla ilgili olarak yapılan çalışmalar devam ediyor. Çünkü bu sözleşmeli personel, Başbakanlığın sözleşmeyle çalışanlarla ilgili bir hükmü var, orada değerlendirilecekler. Doktorlar, uzman ve stenograflara da yapılması için çalışmalar devam ediyor.

Sayın Kaptan siz sormuştunuz galiba. Şimdi, bu üniversite mezunu olan arkadaşların yani yardımcı hizmetler kadrosunda çalışanların memuriyete geçirilmesiyle ilgili olarak Başkanlık Divanının daha önceden almış olduğu bir karar var, bu konu değerlendirme aşamasında, onu söylemek istiyorum.

 

TBMM Genel Kurul Tutanağı 23. Dönem 3. Yasama Yılı 17. Birleşim 13 /Kasım/2008 Perşembe

15)Üretim-Tüketim-Alım gücü üçlüsü nasıl çalışıyor, işsizler daha fazla parayı nasıl alır?

BAŞKAN –  … Soru-cevap işlemine geçiyorum.  Sayın Kaptan…

OSMAN KAPTAN (Antalya) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Bakan, insanlarımızın alım gücü kalmadığı için veyahut azaldığı için tüketimleri de ya duruyor ya da azalıyor. Tüketim durunca üretim duruyor, fabrikalar kapanıyor, dolayısıyla işsizlik artıyor, işçiler işinden çıkarılıyor.

Ülkemizde üretimi artırmak için tüketimi artırmak gerektiğini biliyoruz. Bunun için de tüketicinin alım gücünü yükseltmek gerekiyor. Bu konuda anlaşıyor muyuz Sayın Bakanım?

Şimdi, bu konuda anlaşıyorsak şu soruları sormak istiyorum:

Tüketimi, tüketicileri  desteklememiz gerekiyor. Bu nedenle,

1) Emeklilerin, işçilerin, memurların, dul ve yetimlerin maaşlarına ciddi zam yapmayı düşünüyor musunuz?

2) Çiftçilere de maddi destek sağlamayı, girdilerinin vergilerini indirmeyi düşünüyor musunuz?

3) İşsizlere İşsizlik Fonu’ndan daha yüksek, daha yaygın olarak, daha kolay koşullarda işsizlik ödeneği vermeyi sağlayacak mısınız?

Bakanın yanıtı

MALİYE BAKANI KEMAL UNAKITAN (Eskişehir) – Sayın Başkan, teşekkür ediyorum.

Sayın Kaptan “Tüketici harcamaları olmadan bir talep meydana getirilemez, talep meydana getirmeden de üretim artırılamaz” şeklindeki fikirden hareket ederek “Memurlara, çiftçilere, işsizlere daha fazla para verecek misiniz?”

OSMAN KAPTAN (Antalya) – Emeklilere de…

MALİYE BAKANI KEMAL UNAKITAN (Eskişehir) - Mesele o. “Daha fazla para verin ki onlar daha fazla harcama yapsınlar. Tüketiciler harcama yapınca da bir talep doğacak, ondan dolayı da üretim artacak.” şeklinde. Yalnız, bunu, tabii… Bizim bütün milletin harcama seviyesinin artması güzel bir şey. Zaten, kişi başına düşen millî gelir arttığı zaman, o yerdeki, o toplumdaki harcamalar da otomatik olarak artıyor.

Şimdi, Sayın Kaptan’ın söylediği sınıflara baktığınız zaman… “Devlet bunlara ne verecek?” diyor. Yani, devlet… “Bütçeden ne vereceksin bunlara? Bütçeden fazla ver ki bu ekonomi canlansın.” diyor. Fakat, Sayın Kaptan, çok iyi biliyorsunuz ki Türkiye’nin bugünlere gelmesinin sebeplerinden bir tanesi o bütçe disiplinidir. Bütçede böyle sınırsız harcamalara gittiğiniz zaman ne yapacaksınız? Elinizdeki imkânlar, kaynaklar yetersiz. O zaman borç alacaksınız. Ben daha fazla vereyim, daha fazla harcayayım, tamam. Borç alacaksanız o zaman, iş tersine dönüyor, sizin dediğiniz gibi olmuyor. O zaman ne oluyor? Borç aldığın zaman, ülkenin…

OSMAN KAPTAN (Antalya) – Sayın Bakan…

MALİYE BAKANI KEMAL UNAKITAN (Eskişehir) – Müsaade buyurun, ben sizi iyi dinledim.

…riskini artırıyorsunuz. Ülke riski arttığı zaman faizleri artırıyorsunuz, faizler arttığı zaman hem kamudaki faiz baskısını, bütçedeki açıkları daha fazla artırıyorsunuz hem de ekonomideki faiz baskısını daha fazla artırıyorsunuz. Dolayısıyla, iyi yapayım derken kötüye gidiyorsunuz. Neden? Elinizdeki kaynakların dışında bir harcamaya yöneldiğiniz için.

Biz şimdi burada bütçenin…

OSMAN KAPTAN (Antalya) – Sayın Bakan, batan bankaları kurtardık ya, bu batan insanları, fakiri fukarayı da kurtaralım. Benim sorum o.

MALİYE BAKANI KEMAL UNAKITAN (Eskişehir) – Batan bankaları işte batmasın diye uğraşıyoruz. Batırdınız vakti zamanında, şimdi bize soruyorsunuz!

OSMAN KAPTAN (Antalya) - Geçmişte 50 milyar dolar gitti.

MALİYE BAKANI KEMAL UNAKITAN (Eskişehir) – Evet, esas olan, onun batmamasını sağlayıcı politikalar gütmektir. Niye öyle arka arkaya bankalar battı, milyarlarca dolar Türk milletinin üzerine yükler bindi? Bunun yüzünden işte.

Şimdi, burada ben defalarca bütçe sunumlarında da hep söyledim, diğer konuşmalarımda da söyledim: Bizim memurlara verdiğimiz zamlar enflasyonun çok çok üzerinde, az değil, çok üzerinde verdik, ama elimizdeki imkânlar dâhilinde verdik. Elimizdeki imkânlar ne kadarsa o kadar verdik. Ha, elimizdeki imkânlar daha çok, daha çok veririz arkadaş imkân olursa. Yani hiç enflasyona da bakmayız ama elimizdeki imkânları da aştığın zaman o zaman millete kötülük yapmış oluyorsun, memurun kendisine bizatihi kötülük yapmış oluyorsun.

OSMAN KAPTAN (Antalya) – Yahu Allah’tan korkun Sayın Bakanım!

MALİYE BAKANI KEMAL UNAKITAN (Eskişehir) - O zaman enflasyonu artırıyorsun. İşte gördü millet, yüzde 100 enflasyonlar gördük bu memlekette.

OSMAN KAPTAN (Antalya) – Doğal gaza yüzde 80 yapıyorsun Sayın Bakanım o zaman ya!

BAŞKAN – Sayın Kaptan ve Sayın Bakan…

OSMAN KAPTAN (Antalya) – Enflasyonun üstünde…

BAŞKAN - Sayın Kaptan, pek çok arkadaşımız soru sordular ve zaman doldu. Karşılıklı konuşmayla birbirinize hitap ederek zaman uzadı gitti ve geride soru sormuş arkadaşlarımızın sorularına da zaman kalmadı. Lütfen… Yani olabilir…

OSMAN KAPTAN (Antalya) – Bunun sorumlusu ben miyim Sayın Başkan?

BAŞKAN – Siz sorunuzu sordunuz, Sayın Bakan da cevap veriyor. Siz tatmin olmamış olabilirsiniz, tekrar diğer maddede yeniden girebilirsiniz ama hiçbirine sıra kalmadı şimdi. Birbirinizin hakkına hukukuna sizler saygılı olacaksınız.

Sayın Bakan, siz de toparlayın.

MALİYE BAKANI KEMAL UNAKITAN (Eskişehir) – Çiftçilere biz geldiğimizde 1,8 milyar YTL ödeniyordu, biz şimdi 5,5-6 milyar YTL ödüyoruz. Aradaki farka bakın.

HÜSEYİN ÜNSAL (Amasya) – Abat oldu çiftçiler!

MALİYE BAKANI KEMAL UNAKITAN (Eskişehir) – Ha hâlâ şimdi “çiftçiye” derseniz… Yani biz elimizden gelen gayreti en sonuna kadar gösteriyoruz.

 

TBMM Genel Kurul Tutanağı 23. Dönem 3. Yasama Yılı 13. Birleşim 5/Kasım/2008 Çarşamba

14) “İki yıldır zam yapmadık”  demek iyi yönetmekse, zam yapmak kötü yönetim olmuyor mu?

BAŞKAN –  …  Sayın Kaptan…

OSMAN KAPTAN (Antalya) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Bakan, seçimlerde Sayın Başbakan “Hortumları kestik. BOTAŞ’ı belediyeleri ve elektrik üreten şirketleri çok iyi yönetiyoruz. Onun için de iki yıldır zam yapmadık.” diyorlardı.

Şimdi, bir yıl içerisinde yüzde 82 zam yapılması hatta, bir yıl da değil on ayda yüzde 82 zam yapılması, hortumların kesilmediğinin bir işareti midir?

İyi yönettik denen Türkiye’deki yönetim süreçleri, bu adı geçen elektrik idaresi, BOTAŞ ve belediyelerin iyi yönetilmediğinin bir kanıtı mıdır?

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Kaptan.

Ekonomik kriz fırsata nasıl dönüşecek?

ÇEVRE VE ORMAN BAKANI VEYSEL EROĞLU (Afyonkarahisar) –  Diğer bir husus da, aslında ben Sayın Kaptan’ın sorusuna cevap vermiştim ama ısrarla siz bunu soruyorsunuz. Bir kere, az önce ne demiştim: Bizim, BOTAŞ’ın dışarıdan aldığı gaz tamamen petrol fiyatlarına bağlı olarak değişiyor. Dolayısıyla bizim de yerli bir doğal gazımız, maalesef kaynağımız yok. Dolayısıyla dışarıya bağımlıyız. Bu yüzden, fiyatlar sabitken tabii ki bir zam yapmadık ama petrol fiyatları takdir edersiniz ki 22 dolardan varili bir ara 150 dolara kadar yükseldi. Buna rağmen uzun süre zam yapmamak gerçekten hortumların kesildiğinin çok açık bir göstergesi. Ama şu anda bir miktar zam yapılmışsa, tamamen petrol fiyatlarından ve dışarıdan aldığımız doğal gazın fiyatındaki değişimlerinden kaynaklanıyor. Bu da çok açık bir husus, onu da ifade ediyorum.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz    …….    Sayın Kaptan…

OSMAN KAPTAN (Antalya) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

1) Sayın Bakan, bu tasarıyla naylon fatura düzenleyenler ve kullananlar hakkında soruşturma yapılamayacağını yasallaştırmak mı istiyorsunuz?

2) Sermaye Piyasası Kanunu’nun 4/B maddesinde SPK uzmanlarına defterini ibraz etmeyen Kanal 7 ve benzeri şirketlerle ilgili olarak da ceza soruşturulması yapılamayacaktır. Deniz Fenerciler de bu yasadan yararlanacak mı?

3) Sık sık “Küresel krizi fırsata dönüştüreceğiz.” diyorsunuz. Anlaşılan krizi naylon faturacıların affı için bir fırsat olarak mı görüyorsunuz?

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Kaptan.

 

TBMM Genel Kurul Tutanağı 23. Dönem 2. Yasama Yılı 117. Birleşim 12/Haziran /2008 Perşembe

13)Çiftçilerimizin elindeki arazileri yabancılara satacağınıza domateslerini Rusya’ya satsanız daha iyi olmaz mı?

...

BAŞKAN – … Madde üzerinde soru-cevap işlemine geçiyoruz. , Buyurunuz Sayın Kaptan.

OSMAN KAPTAN (Antalya) – Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Sayın Bakanım, sizi görünce Antalya ile ilgili sorayım dedim, yani domatesle ilgili sorayım dedim. Çünkü ben sorularımı ilgili bakana hazırlamıştım.

Birincisi, Sayın Bakanım, çiftçilerimizin elindeki araziyi alıp yabancılara satacağımıza, çiftçimizin elinde kalan domatesi Rusya’ya satmayı niye sağlamıyoruz?

İkinci soru: Daireler ve Hatay ilindeki durum dışında cumhuriyet tarihi boyunca 2002 Kasımına kadar yabancılara kaç dönüm arazi satılmıştır? 2002 Kasımından sonra, yani İktidarınız döneminde yabancılara kaç dönüm arazi satılmıştır?

Üçüncü ve son sorum: Yabancılara sattığınız bankalara çiftçilerimizin ipotekli arazi miktarının 165 bin dönümü geçtiği basında yazılmaktadır. Bu 165 bin dönüm arazi ileride borçlarını ödeyemeyen çiftçilerimizin elinden alınıp yabancı bankaların malı olacak mı?

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Kaptan.

ADALET BAKANI MEHMET ALİ ŞAHİN (Antalya) – Sayın Başkan, değerli arkadaşlarım; Sayın Kaptan, değerli Antalya Milletvekili arkadaşımız, benim de kendisi gibi Antalya Milletvekili olmam dolayısıyla, pek görev alanıma girmemekle birlikte domates ihracatıyla ilgili bir soru bana yönelttiler. Kendileri buyurdular ki “Çiftçilerimizin elindeki arazileri yabancılara satacağınıza domateslerini Rusya’ya satsanız daha iyi olmaz mı?” dediler.

Sayın Kaptan, bir defa, tarım alanlarının satışı mümkün değil biliyorsunuz. Yani Tapu Kanunu’nda tarım alanlarının yabancılara satışı yasaktır. Önce bunu belirteyim.

Tabii, domates satışlarıyla ilgili, ihracatıyla ilgili bir sorun yaşanıyor. Geçtiğimiz yıllarda da yaşanmıştı başka ürünlerle ilgili, özelikle Rusya açısından. Sanıyorum kontrol belgeleriyle ilgili bir sorun yaşanıyor. Daha önce olduğu gibi Tarım ve Köyişleri Bakanlığımız Rusya’daki muadilleriyle bu konuyu kısa sürede görüşecek, çözeceklerine inanıyorum. Çünkü konu bizden kaynaklanmıyor, bu ihracatı yaptığımız ülkelerin tutumundan biraz da kaynaklanıyor. Bunun sebepleri kısa sürede temin edilerek, bulunarak bu sorunu geride bırakacağımıza inanıyorum.

 

TBMM Genel Kurul Tutanağı 23. Dönem 2. Yasama Yılı 108. Birleşim 22/Mayıs /2008 Perşembe

12) Özel öğrenci yurdu mu? Tarikat yurdu mu?

BAŞKAN - Soru-cevap faslına geçiyoruz.  Sayın Kaptan…

OSMAN KAPTAN (Antalya) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Bakan, özel öğrenci yurtlarından tarikat yurdu olduğu gerekçesiyle kaç yurt hakkında şikâyet gelmiştir? Bu gerekçeyle kapattığınız öğrenci yurdu oldu mu?

İkinci soru, aynı konuda kaç yurt müdürü hakkında soruşturma açılmıştır? Görevden aldığınız yurt müdürü oldu mu?

Üçüncü ve son soru, Sayın Bakan, yurt müdürlerini görevden almada değil de göreve atamada tarikatların etkili olduğu yönünde kamuoyunda bir algılama vardır, bu doğru mudur?

Teşekkür ederim.

BAKANIN YANITI

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI HÜSEYİN ÇELİK (Van) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Sayın Kaptan'ın sorusuna cevap veriyorum.

Değerli arkadaşlar, Türkiye'de kamu yurtları, devlet yurtları ve özel yurtlar vardır. Bizim yurtlarımızın içerisinde "tarikat yurdu" diye bir kategori yok, dolayısıyla bunun üzerine bina edilmiş sorulara da bu anlamda cevap vermemin çok anlamlı olmadığını düşünüyorum.

 

TBMM Genel Kurul Tutanağı 23. Dönem 2. Yasama Yılı 104. Birleşim 14/Mayıs /2008 Çarşamba

11) İstanbul Davutpaşa’daki patlama mağdurları

...

BAŞKAN -  ….. Sayın milletvekilleri, şimdi soru-cevap işlemine geçeceğiz. Sayın Kaptan.

OSMAN KAPTAN (Antalya) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Bakan, İstanbul Davutpaşa'daki patlamada 23 yurttaşımız hayatını kaybetmişti. Siz Bakan olarak yaptığınız açıklamada "Hayatını kaybedenlerin hak sahiplerine aylık bağlanacak." demiştiniz.

Sorum: Bir; hak sahiplerinden kaç kişiye aylık bağlanmıştır? İki; geçmişte BAĞ-KUR'lu olan ancak primini ödeyememiş, o patlamada hayatını kaybeden sigortasız Azeri bir kişinin de Türkiye'de yaşayan eşi ve çocuğuna aylık bağlanmış mıdır?  Teşekkür ederim.

BAŞKAN - Teşekkür ediyoruz Sayın Kaptan.

...

ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANI FARUK ÇELİK (Bursa) - ... Davutpaşa'yla ilgili bir soru soruldu. Bunu, net bilgiler, rakamlar gerektiği için net olarak bir sonraki açıklamamda size arz edeyim.

...

Bir önceki bölümde sorulan soru vardı, bu Davutpaşa'daki patlamayla ilgili bir arkadaşımız soru sormuş idi. Ölen 17 kişinin 10'una, ölen işçilerin hak sahiplerine ölüm geliri bağlanmış durumda. Diğer 7'siyle ilgili de değerlendirmeler yapılıyor. Bahse konu Azeri kardeşimizle ilgili ise, bize ulaşan, Bakanlığa ulaşan bilgiler iş sahibi olduğu şeklindedir. Bu inceleme tamamlandıktan sonra, gerçekten eğer iş sahibi ise ilgili şartları da taşıyorsa bu vatandaşımıza da ölüm geliri bağlanacaktır.

 

TBMM Genel Kurul Tutanağı 23. Dönem 2. Yasama Yılı 98. Birleşim 01/Mayıs /2008 Perşembe

 10) Belekte kesilen ağaçlar Turizm Bakanını ilgilendiriyor mu?

BAŞKAN - ... Sayın milletvekilleri, İç Tüzük'ün 81 ve 60'ıncı maddelerine göre yirmi dakika süreyle soru-cevap işlemi gerçekleştireceğiz.

OSMAN KAPTAN (Antalya) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Bakan, birinci sorum: Belek ormanlarında kaç ağaç kesildi? Siz basında çıkan bilgilere göre 160 bin ağaç kesildi dediniz, soru önergelerine verdiğiniz cevapta 110 bin ağaç kesildi dediniz. Genel Müdür 80 bin ağaç kesildi dedi. TEMA yetkilileri 500 bin ağaç kesildi dediler. Bunun hangisi doğru? Hangisi doğru olursa olsun ağaç kesmek yanlış değil mi? Ağaç kesmeden golf alanları yapılamıyor mu?

İkinci sorum: Antalya turizmi, taş ocaklarıyla, mermer ocaklarıyla, balık çiftlikleriyle, ormanların kesilmesiyle -Finike Turunçova Treşe mevkisinde birinci derece arkeolojik sit alanına mermer ocağı izni verildiği gibi- Antalya'nın tarihi de, kültürü de, coğrafyası da, tarımı da, turizmi de yok edilmektedir.

Sayın Bakan, Kültür ve Turizm Bakanı olarak Antalya'da özel bir önlem alacak mısınız?

BAŞKAN - Sayın Kaptan, teşekkür ediyorum.

BAKANIN KONUŞMASINDA CEVAP YERİNE GEÇMEK ÜZERE SÖYLENENLER

...

OSMAN KAPTAN (Antalya) - Sayın Başkan, Sayın Bakan genel bir açıklama yapıyor.

KÜLTÜR VE TURİZM BAKANI ERTUĞRUL GÜNAY (İstanbul) - Genel bir çerçeve çizmek zorundayım çünkü…

OSMAN KAPTAN (Antalya) - Ben "Belek'te kaç ağaç kesildi?" dedim.

KÜLTÜR VE TURİZM BAKANI ERTUĞRUL GÜNAY (İstanbul) - Yazılı olarak… Ben size cevap verdim, eksik kalan hususlara da yazılı olarak cevap vereceğim. Böyle bir usulümüz var.

Maalesef hala yanıtlanmamıştır.

 

TBMM Genel Kurul Tutanağı;  23. Dönem 2. Yasama Yılı 96. Birleşim. 29/Nisan /2008 tarihinde görüşülen TCK’nun  301. madde değişikliği ile ilgili

9)  Türk Ceza kanunuyla Türklüğe hakaret nasıl önlenecek?

...

BAŞKAN – Madde üzerinde soru cevap kısmına geçiyoruz. Sayın Kaptan,

OSMAN KAPTAN (Antalya) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Bakan, bu düzenlemeyle, Türklüğü ve cumhuriyeti aşağılayanların cezasız bırakılması sağlanmayacak mı?

İkinci soru: Yine, Sayın Bakan, Adalet Bakanı olarak gerek siz gerekse önceki Adalet Bakanı Sayın Çiçek daha önceki açıklamalarınızda “Türk Ceza Yasası’nın 301’inci maddesinin değiştirilmesine gerek yoktur.” diye açıklamalarda bulunuyordunuz. Şimdi ne değişti de bu değişikliği yapma gereği duyuyorsunuz?

Üçüncü ve son soru: 301’e benzer düzenlemeler pek çok AB ülkesinde var iken ve 2005’te yapılan 301’deki düzenlemeye AB’den hiç itiraz gelmemişken bizde böyle bir değişikliğe neden gidilmektedir?

Teşekkür ederim.

...

BAKANIN VERDİĞİ YANIT:

ADALET BAKANI MEHMET ALİ ŞAHİN (Antalya) – Sayın Başkanım, teşekkür ederim.

Sayın Kaptan “Türklüğe ve cumhuriyete hakaret veya Türklüğü ve cumhuriyeti aşağılama bu değişiklikle cezasız kalmıyor mu?” diye bir ifadede bulundular. Hayır, bu değişiklikle ne Türklüğe hakaret ne cumhuriyete saygısızlık cezasız kalmamaktadır.

Demin de ifade ettiğim gibi “Türklük” ifadesi “Türk milleti” kavramı içerisinde değerlendirilir. Nitekim, Yargıtay Ceza Genel Kurulu da bu iki ibare arasında bir fark görmemektedir. O bakımdan, savcılarımız ve yargıçlarımız eğer Türklüğe bir hakaret olursa yine bu maddeden dolayı ceza vereceklerdir.

Sayın Cemil Çiçek’in ve benim “301’inci maddede değişikliğe gerek yoktur.” diye açıklamalar yaptığımızdan bahsetti Sayın Kaptan. Ben, tabii, kendimle ilgili cevap verebilirim. Ben 301’inci maddenin tamamen kaldırılmasına karşı olduğumu açıkladım. Tamamen kaldırılmasını doğru bulmuyorum. Nitekim, Hükûmet olarak da ve Hükûmet partisi Adalet ve Kalkınma Partisi olarak da bizim 301’inci maddenin tamamen kaldırılması şeklinde bir düşüncemiz olmamıştır. Ama, hukuk tekniği ve ceza tekniği açısından bu maddede bu tür değişikliklerin, ifade özgürlüğüyle ilgili başkaca sorunlar yaşamama bakımından bir değişikliğin yapılması şeklindeki düşüncemizi bir teklif hâlinde Genel Kurulun önüne getirdik, şimdi bunu görüşüyoruz.

“301’inci maddeye benzer düzenlemeler Avrupa Birliğinde de yok mu?” dedi Sayın Kaptan. Tabii ki var. Zaten, gerek İtalya’da gerek Fransa’da gerek Polonya’da gerek Slovenya’da, İspanya’da buna benzer maddeler var. Burada da, örneğin İtalya’da “İtalyan milleti”, Polonya’da “Polonya halkı”, Slovenya’da “Sloven halkı”, İspanya’da “İspanya ulusu” ve Fransa’da da “Fransa ulusu” denmektedir ve dolayısıyla, biz bu düzenlemelerle bir noktada Avrupa Birliği ülkelerindeki buna benzer maddelere paralel bir düzenleme yapmış olmaktayız.

 

TBMM Genel Kurul Tutanağı 23. Dönem 2. Yasama Yılı 92. Birleşim 17/Nisan /2008 Perşembe

8)  EXPO 2015 TE İzmir’e oy vermeyen Katar’a; AKP  Hükümetinin Aşk’ı

Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Katar Devleti Hükümeti Arasında Askeri Alanda Eğitim, Teknik ve Bilimsel İş Birliği Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/443) (S. Sayısı: 84) (x) görüşmeleri sırasında sorduğum soru:

OSMAN KAPTAN (Antalya) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.  Sayın Bakana iki sorum var.

Sayın Bakan, Hükümetin bu kadar önem verdiği, bakanın birinin gidip birinin geldiği Katar, Paris'te İzmir EXPO 2015 için yapılan oylamada Türkiye'ye neden oy vermemiştir?

İki: Katar'a yapılan bu ziyaretlerin bir faydası olmuş mudur? Yoksa bu gidiş gelişler boşa mıdır?

Teşekkür ederim.

BAKANIN YANITI

DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI CEMİL ÇİÇEK (Ankara) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Değerli milletvekilleri, İç Tüzük'ümüze göre soru-cevap işleminin konusu, doğrudan doğruya, müzakeresini yaptığımız kanun tasarısı ve teklifleriyle ilgili olması gerekir. Sorunun her ikisine de cevap vermek mümkündür. Ancak, İç Tüzük'ün bu amir hükmü karşısında, doğrusu, cevap vermiş olmam, biraz da İç Tüzük'ün bu hükümlerinin dışında bir cevap anlamına gelecek. Çünkü görüşülmekte olan tasarıya ve teklife katkı sağlamak, ileride bunu uygulayıcı olanların… Bu, neden dolayı gündeme geldi böyle bir tasarı, böyle bir teklif, böyle bir madde? Onun için İç Tüzük'e aykırı buluyorum.

OSMAN KAPTAN (Antalya) - Sayın Bakan, denetim hakkımızı kullanıyoruz.

DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI CEMİL ÇİÇEK (Ankara) - Cevabım budur Sayın Başkan.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Bakan.

OSMAN KAPTAN (Antalya) - Sayın Başkan, denetim hakkımız yok mu?

BAŞKAN - Tasarının tümü üzerindeki görüşmeler tamamlanmıştır.

 

TBMM Genel Kurul Tutanağı 23. Dönem 2. Yasama Yılı 85. Birleşim 02/Nisan /2008 Çarşamba

7) "Kanında bozukluk, bu memleketin bayrağıyla, toprağıyla, cumhuriyetiyle sorunu olanlar..” kimler?

...

BAŞKAN - … Sayın Kaptan.

OSMAN KAPTAN (Antalya) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.  Sayın Bakana sorularım var.

Sayın Bakan, 18 Mart 2008'de, Hak-İş ve Türk-İş ortaklığında yürütülen, “Medya Örgütlenmesi Yoluyla Çocuk İşçiliğine Karşı Farkındalık Geliştirme Projesi” tanıtım toplantısında yaptığınız konuşmada: "Kanında bozukluk olan, bu memleketin bayrağıyla, toprağıyla, cumhuriyetiyle sorunu olanlar olabilir." diyorsunuz.

1) Çocuk işçiliği ile bu ifadenizin bağlantısı nedir?

2) "Kanında bozukluk olan, bu memleketin bayrağıyla, toprağıyla, cumhuriyetiyle sorunlu olanlar" diyerek kimleri kastediyorsunuz?

3) Türkiye Cumhuriyetinin bir Bakanı olarak böyle bir üslubu kullandığınıza göre, bu konuda Hükümetle aynı görüşte misiniz? Hükümet de aynı görüşteyse, bu memleketin kanıyla, toprağıyla, cumhuriyetiyle sorunu olanlar hakkında Hükümet olarak ne yaptınız? Cumhuriyet savcıları bu konuda ne yapmıştır?

BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Kaptan.

BAKANIN YANITI:

ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANI FARUK ÇELİK (Bursa) - ........... Bu kanında bozuklukla ilgili bir soru soruldu. Arkadaşın o toplantıda olmasını isterdim. O gün birçok oraya katılan siyasiler ve sendika başkanları gündemle ilgili değerlendirmeler yaptılar, biz de bakan olarak bir değerlendirme yaptık. Bundan kastettiğimiz kişiler, çevreler bellidir. Türkiye'nin bayrağıyla, toprağıyla, cumhuriyetiyle, cumhuriyetin değerleriyle ilgisi olanlardır diye, açık da, üzerine basa basa söylediğim bir cümledir. Rahatsız olan varsa, onlar için de söyleyeceğim bir şey yoktur.

Kurşun ve arsenik fiilî hizmet kapsamına alınıyor, zirai ilaçlar niye alınmıyor veya orada zirai mücadelede çalışan arkadaşlarla ilgili olarak. Az önce bunu ifade ettim, dedim ki: Bununla ilgili risk gruplarını baz aldık ve bilimsel bir çalışma yapıldı. Beşinci risk grubu çerçevesinde olayı ele aldığınız zaman, zirai ilaçlar ve zirai mücadeledeki arkadaşlar bu gruba girmiyorlar. Büyük ihtimalle, yanılmıyorsam, dördüncü grupta yer almaktadırlar. Aldığınız zaman, o zaman da sağlık kesiminde, intaniyede ve diğer mikrobik hastalıklar bölümünde çalışan sağlık personelinin talepleri gündeme geliyor, o kadar yaygınlaşıyor ki… Bununla ilgili onun için dedim ki, aylardır belki iki aydır, üç aydır ilgili taraflara şunu söylüyorum: Bu konuda bir düzenleme varsa, elde sağlıklı bir veri varsa, bunları biz değerlendirebiliriz ve bunları fiilî hizmet zammı kapsamına alabiliriz. Amacımız bunu daraltmak değil, yok etmek değil. Ama gerçekten de fiilî hizmet zammı alması gereken bir çerçeve çizme konusunda bütün sivil toplum kuruluşlarına da davetiye çıkarmış idik. Bugüne kadar bu yaptığımız bilimsel çalışma ve onun verilerine ilave maalesef gelmedi. Ne geldi? Ben mevcut haklardan istifade ediyor idim, o hâlde devam etsin tarzındaki talepler geliyor ağırlıklı. Bunu da takdirlerinize bırakıyorum. Bununla ilgili de arkadaşlarımız bir çalışma hâlen de yürütüyorlar. Meclisten geçinceye kadar da yapılması gereken bir çalışma varsa fiilî hizmet zammıyla ilgili, açık olduğumuzu ifade ediyorum.

TBMM Genel Kurul Tutanağı 23. Dönem 2. Yasama Yılı 79. Birleşim 19/Mart /2008 Çarşamba

6) Ucuzluk AKP nin Zamlar “hain dünya’nın” mahareti mi? Çiftçinin Mazotundan ÖTV kalkacak mı?

...

BAŞKAN - …   Sayın Kaptan…

OSMAN KAPTAN (Antalya) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Bakana iki sorum var. Sayın Başbakana sorduğum sorulara Maliye Bakanlığı koordinatörlüğünde verilen cevapta, tarımda kullanılan mazotun ve elektriğin özel tüketim vergisinin kaldırılmayacağı… "Ekonomik program ve bütçe politikaları açısından uygun bulunmamaktadır." deniyor. Sayın Bakan, Hükûmetin tarım politikası çiftçiyi batırmak mıdır çıkarmak mıdır? Siz Tarım Bakanı olarak çiftçinin perişan olduğunu bilmiyor musunuz? Çiftçinin çok zor durumda olduğunu biliyorsanız,

1) Gübre fiyatları yüzde 100 artmıştır. Bu konuda bir önlem alacak mısınız?

2) Tarımsal amaçlı kullanılan mazotun ve elektriğin özel tüketim vergisini kaldırmayı sağlayacak mısınız?

Teşekkür ederim.

İLGİLİ BAKANIN YANITI

TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) -  .......... Sayın Kaptan, Hükûmetin tarım politikası içerisinde gübreyle ilgili bir önlem alınıp alınmadığını sordu.

Tabii, bildiğiniz gibi, gübre, büyük ölçüde doğrudan ithal edilen, Türkiye içerisinde üretilen kısmının da hammaddesinin yüzde 95-96 oranında ithal edildiği bir ürün ve dünyada arzı sınırlı olmasının yanında, talep aşırı derecede arttığından dolayı dünya piyasalarında gübrede anormal artış söz konusu. Bizim yapabileceğimiz husus şu:

Bir, üreticilerimize destek sağlamak.

İki, Türkiye'nin, gübre üreten bazı tesislere, yurt dışında yatırımlara ortak olmak kaydıyla, oradan daha rahat ve daha ucuz gübre temin etme çabasıdır.

Türkiye tarım kredi kooperatiflerinin iştiraki olan Gübretaş, geçtiğimiz ayda, İran'da, 685 milyon dolarlık dünyanın en büyük gübre fabrikalarından birine yüzde 50 nispet oranında ortak olmuştur ve mayıs ayı itibarıyla, buradaki 4,5 milyon tonluk bir üretim kapasitesine sahip hammaddeleriyle birlikte, 2,5 milyon tonu bunun gübredir, 2 milyon tonu da bunun gübre hammaddesidir, yani fosforik asit vesaire gibi. Buradan daha rahat ithalat yapılması ve en azından, Türkiye'nin, uluslararası gübre tekellerine karşı elinin güçlendirilmesini temin edecek bir çabadır, bir faaliyettir bu, Hükümetimiz döneminde bu sağlandı. Bunun, önümüzdeki aylarda rahatlama getireceğini düşünüyorum.

Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

 

TBMM Genel Kurul Tutanağı 23. Dönem 2. Yasama Yılı 71. Birleşim 28/Şubat /2008 Perşembe

5) Antalya’daki An- Deva yolsuzluğu da unutkan hafızalara mı emanet edildi?

...

BAŞKAN -  … Sayın Kaptan…

OSMAN KAPTAN (Antalya) - Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Sayın Bakan, 3 Haziran 2007 tarihli oturumda size şu soruyu sormuştuk: Antalya'da faaliyette bulunan Andeva adlı hastane, miadı dolmuş malzemeleri kullandığını ve bunun hekim raporlarında yer aldığını söylemiş ve Sağlık Bakanlığı olarak bu konuda neler yaptığınızı sormuştuk. Siz de verdiğiniz yanıtta "Miadı geçmiş bir malzeme kullanılmışsa biz bunun için gerekeni mutlaka yaparız ve şimdi, sizin buradaki ifadenize dayanarak ben derhâl soruşturma başlatacağım." demiştiniz.

Soruşturma başlattınız mı Sayın Bakan? Başlattıysanız, soruşturmanın sonucu nedir?

Teşekkür ederim.

BAŞKAN - Teşekkür ediyoruz Sayın Kaptan.

BAKANIN YANITI

SAĞLIK BAKANI RECEP AKDAĞ (Erzurum) –  …  Sayın Kaptan, Antalya'da bir hastaneyle ilgili olarak daha önce bir soru sorduğunuzu, bizim soruşturma açtıracağımızı ifade ettiğimizi söylediniz. Tabiatıyla şu anda durum nedir, hatırlamam mümkün değil. Çünkü size bunu ifade ettikten sonra arkadaşlarıma bu talimatı vermiştim. Size yazılı olarak bunun sonucunun, ben bizzat takip edip, verilmesini sağlayacağım. (Hala yanıt bekliyorum)

 

TBMM Genel Kurul Tutanağı 23. Dönem 2. Yasama Yılı 68. Birleşim 21/Şubat /2008 Perşembe

4) Turistik Otellerdeki Kumarhaneler yeniden açılacak mı?

BAŞKAN - … Soru-cevap işlemini başlatıyorum. Buyurun Sayın Kaptan.

OSMAN KAPTAN (Antalya) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Bakanım, umudunu kaybetmiş insanlarımıza çeşitli adlar altında kumar oynatmak yaygın hâle geldi. Bunu yaygın hâle getirdiğinizi ve geçmişte kapatılan turistik otellerdeki kumarhaneleri de açmayı düşünüyor musunuz?

Teşekkür ederim.

İLGİLİ BAKANIN YANITI

DEVLET BAKANI MURAT BAŞESGİOĞLU (İstanbul) - ... Kumarhane konusu ayrı bir konu. O geçmişte kapandı ve bir daha açılmadı. Şu anda ne şahsımın ne de Hükümetimizin bu şekilde bir düşüncesi yoktur.  Teşekkür ederim.

 

TBMM Genel Kurul Tutanağı 23. Dönem 2. Yasama Yılı 61. Birleşim 08/Şubat /2008 Cuma

3) TBMM İhtisas Komisyonlarında da torpil mi var?

...

BAŞKAN - ... Sayın Kaptan…

OSMAN KAPTAN (Antalya) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Başkan, bu tasarı (Araştırma ve Geliştirme Faaliyetlerinin Desteklenmesi Hakkındaki Kanun Tasarısı’nın) çeşitli vergi teşviklerini getirmektedir. İç Tüzük'e göre ana komisyon olarak Plan ve Bütçe Komisyonunda görüşülmesi gerekirken, Meclis Başkanı ana komisyon olarak Sanayi Komisyonunu görevlendirmiştir. Plan ve Bütçe Komisyonu Başkanlığı ana komisyonun kendileri olması gerektiğini Meclis Başkanlığına bildirmesine karşın, bu durumda İç Tüzük'ün 34'üncü maddesinin son fıkrası uyarınca iki komisyon arasındaki görev uyuşmazlığının Genel Kurulca çözümlenmesi gerekirken, Meclis Başkanlığı konuyu niye Genel Kurula intikal ettirmeden Sanayi Komisyonunda bırakmıştır? Bunun açıklanmasını istiyorum.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Kaptan.

İLGİLİ BAKANIN VE KOMİSYON BAŞKANININ  YANITI

MALİYE BAKANI KEMAL UNAKITAN (Eskişehir) - ...  Sayın Kaptan, Meclis Başkanı, işte, Sanayi ve Teknoloji Komisyonuna vermiş. Şimdi, Sayın Başkan yanımda, bana diyor ki: "Bizim Komisyonumuzun ismi aynı zamanda teknoloji komisyonu, bilgi ve teknoloji komisyonu." Sayın…

……

OSMAN KAPTAN (Antalya) - Sayın Bakan, siz Maliye Bakanısınız.

MALİYE BAKANI KEMAL UNAKITAN (Eskişehir) - Sayın Kaptan, ben Maliye Bakanıyım tabii canım, yani ona bir şey yok, ona bir halel gelmiyor yani.

M. AKİF HAMZAÇEBİ (Trabzon) - Esasen, Başkanlık Divanı cevaplayacak bu soruyu Sayın Bakan.

MALİYE BAKANI KEMAL UNAKITAN (Eskişehir) - O bakımdan… Ha, ben, tabii Meclis Başkanının işine de karışamam, ben Bakanım. Sayın Başkan ve -bunu- ilgililer bilir, onu ben bilemem artık.

OSMAN KAPTAN (Antalya) - Bu soruyu Sayın Başkana sordum, size sormadım Sayın Bakanım.

BAŞKAN - Sayın Komisyon Başkanı cevap verebilir Sayın Bakanım, sizin konuşmanız bittikten sonra.

MALİYE BAKANI KEMAL UNAKITAN (Eskişehir) - Verebilir mi?

BAŞKAN - Evet, verebilir.

MALİYE BAKANI KEMAL UNAKITAN (Eskişehir) - Şuna bir cevap… O zaman buna bir cevap verirse memnun olurum.

BAŞKAN - Buyurun.

OKTAY VURAL (İzmir) - YÖK Başkanının konuşması gibi olmasın.

MALİYE BAKANI KEMAL UNAKITAN (Eskişehir) - Sayın Kaptan'ı ben takdir ederim, iyi bir arkadaşımız.

SANAYİ, TİCARET, ENERJİ, TABİİ KAYNAKLAR, BİLGİ VE TEKNOLOJİ KOMİSYONU BAŞKANI SONER AKSOY (Kütahya) - Muhterem arkadaşlarım, biliyorsunuz, uzun zamandan beri Plan Bütçe Komisyonunun çok mahmul olduğu, her konunun ona gittiği ve böylece bazı konuların da eksik çıktığı hep devamlı konuşulur.

Mesela, ben hatırlıyorum, 2003 yılında, madenle alakalı bir yasa, madencilikle alakalı bir yasa -ki bizim "tabii kaynaklardır" aynı zamanda Komisyonumuzun bir ismi- alt komisyon olarak bize gelmiştir. Buna rağmen, tarafımızca görüşülmüştür. Alt komisyon raporunu, size, Plan Bütçe'ye takdim etmiş olmamıza rağmen, Plan Bütçenin alt komisyonunda bunu tamamen değiştirmek suretiyle, bugünkü içinden çıkılmaz bazı noktaların oluşmasına sebep olmuştur, çünkü Plan ve Bütçe, plan ve bütçeyle ilgili olan bir ihtisas komisyonudur. Dolayısıyla, teknik konuların, bilimle ilgili olan konuların, sanayiyle, ticaretle, enerjiyle ilgili olan konuların tamamıyla bizim komisyona gelmesi lazım.

Bizim komisyonda sizin üyeleriniz yok mu? Elbette var. Bu üyelerin davranışlarına, sözlerine, muhalefet şerhlerine, koyup koymadıklarına önem vermiyor musunuz? Bakın, burada, Cumhuriyet Halk Partisinin hiçbir üyesinin muhalefet şerhi yoktur.

Bu konu, bundan sonra da, ümit ediyorum, gelecek olan diğer yasalar da, ümit ediyorum, gerçek anlamıyla ihtisas komisyonlarına gidecektir.

Ele almış olduğumuz…

K. KEMAL ANADOL (İzmir) - Sayın Başkan, Sayın Sait Açba'yla halledin o işi, Afyon Milletvekili, Plan ve Bütçe Komisyonu Başkanı.

SANAYİ, TİCARET, ENERJİ, TABİİ KAYNAKLAR, BİLGİ VE TEKNOLOJİ KOMİSYONU BAŞKANI SONER AKSOY (Kütahya) - Müsaade ederseniz konuşmamı tamamlayayım Sayın Başkan.

K. KEMAL ANADOL (İzmir) - Orada halledin!

SANAYİ, TİCARET, ENERJİ, TABİİ KAYNAKLAR, BİLGİ VE TEKNOLOJİ KOMİSYONU BAŞKANI SONER AKSOY (Kütahya) - Hayır efendim, halledecek bir şey yok burada. Komisyonumuzun adı bellidir. Büyük Millet Meclisinin Değerli Başkanı…

K. KEMAL ANADOL (İzmir) - "İçinden çıkılmaz hâle geldi" diyorsunuz.

SANAYİ, TİCARET, ENERJİ, TABİİ KAYNAKLAR, BİLGİ VE TEKNOLOJİ KOMİSYONU BAŞKANI SONER AKSOY (Kütahya) - Efendim, bir dakika…

OSMAN KAPTAN (Antalya) - Para olan, vergi olan her şeyin Plan ve Bütçe Komisyonuna gelmesi gerekmez mi?

SANAYİ, TİCARET, ENERJİ, TABİİ KAYNAKLAR, BİLGİ VE TEKNOLOJİ KOMİSYONU BAŞKANI SONER AKSOY (Kütahya) - Bütün yasalarımızda vergi vardır efendim. Gelen bütün yasalarda, Sanayi Komisyonundan çıkartmış olduğumuz, daha yeni çıkarttığımız bütün yasalarda vergiyle alakalı hükümler var.

OSMAN KAPTAN (Antalya) - O zaman Plan ve Bütçe Komisyonunu kaldırın!

BAŞKAN - Sayın Aksoy, teşekkür ediyorum.

SANAYİ, TİCARET, ENERJİ, TABİİ KAYNAKLAR, BİLGİ VE TEKNOLOJİ KOMİSYONU BAŞKANI SONER AKSOY (Kütahya) - Ayrıca, siz, Plan ve Bütçe Komisyonu olarak bu işe önem veriyorsanız, niye, Sayın Hamzaçebi konuşmasının ancak on binde 1'ini vergi üzerine inhisar ettiren bir konuşma yaptı?

M. AKİF HAMZAÇEBİ (Trabzon) - Sayın Başkan, söz istiyorum.

BAŞKAN - Sayın Aksoy, karşılıklı şeyde bulunmayalım.

Teşekkür ediyorum size.  Buyurun Sayın Bakan.

MALİYE BAKANI KEMAL UNAKITAN (Eskişehir) - Ben de Sayın Başkana teşekkür ediyorum. Gerekli aydınlatmayı aldık. Teşekkür ederiz.

 

TBMM Genel Kurul Tutanağı 23. Dönem 2. Yasama Yılı 59. Birleşim 06/Şubat /2008 Çarşamba

2) Türban sorun olmaktan çıktı mı?

...

BAŞKAN - … Sayın Kaptan.  

OSMAN KAPTAN (Antalya) - Sayın Başkan, Sayın Bakana iki sorum var.

Sayın Bakan, seçimlerden önce, siz, Başbakan Yardımcısı iken, NTV'ye türbanla ilgili olarak şöyle bir açıklama yapıyorsunuz: "Anketlere göre, türban Türkiye'de yüzde 1,5'luk kesimin sorunudur. Bizim gündemimizde, halkın sadece yüzde 1,5'unun gündeminde olan bir konu öncelikli olarak yoktur, olması siyaseten de yanlıştır. Bizim önceliğimiz türban değil, işsizliktir." diyorsunuz.

Sayın Bakan,

1) Seçimden önce "Siyaseten yanlış." dediğiniz türban konusunu, ne oldu da seçimden sonra gündeme aldınız?

2) "Önceliğimiz işsizlik." derken, işsizliğin çığ gibi arttığı iktidarınızda, işsizliğe çözüm bulmadan türbanı gündeme getirmenizin nedeni nedir?

Sayın Bakan, biraz önce sözü edilen, tartışılan ikiyüzlülük, dürüstlük ve samimiyet kavramları doğrultusunda bu soruların cevabını verir misiniz?

Teşekkür ederim.

BAKANIN YANITI

ADALET BAKANI MEHMET ALİ ŞAHİN (Antalya) - Sayın Başkanım, çok teşekkür ederim.

Önce Sayın Kaptan'ın sorusundan başlamak istiyorum. Benim geçmişteki bir değerlendirmeme atıfta bulunarak onunla ilgili benden bir açıklama talep ettiler. Evet, geçmişte bir değerlendirme yapmıştım baş örtüsüyle ilgili, söylediğim aynen şudur: Türkiye'de halkımızın yüzde 80'e yakını üniversitelerimizde kılık kıyafetle ilgili bir sorun yaşandığını ve bu sorunun çözümünü istediğini biliyorum; ancak, kamuoyu anketlerinde, öncelikle, siyasi iktidarlar, halkın var olan sorunlarından hangisine başlamalıdır, öncelik hangisidir diye sorulduğunda, işsizlik, ekonomik sorunlar, diğer sorunlar ve kılık kıyafetle ilgili yaşanan sorunların çözümünü daha alt sıralarda, yüzde 3, yüzde 4 gibi öncelik verildiğini ifade ettim anketlere dayanarak, söylediğim budur. Yoksa, halkımızın yüzde 80'e yakınının, bu sorunu çözmek için yöneticilerin harekete geçmesini istediğinin anketlerde ortaya çıkması bakımından değerlendirmem bu şekildedir. Yoksa, bu, halkımızın yüzde 1,5'uğunun, yüzde 2'sinin sorunu değildir anlamına bir değerlendirme yapmadım. Arkadaşımızın sorusu üzerine bu açıklamayı burada yapma ihtiyacını duydum.

 

TBMM Genel Kurul Tutanağı 23. Dönem 2. Yasama Yılı 15. Birleşim 01/Kasım /2007 Perşembe

1) Antalya Konyaaltı plajının kullanım hakkı gasp edilecek mi?

...

BAŞKAN - … Sayın Kaptan. 

OSMAN KAPTAN (Antalya) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Bakan, bir yandan İstanbul'u 2010 Avrupa Kültür Başkenti yapmaya çalışırken, bir yandan da Türkiye'de turizmin başkenti Antalya'da, adını dünyaca ünlü Konyaaltı Plajı'ndan alan, adıyla ve Konyaaltı halkıyla özleşleşen Antalya Konyaaltı Belediyesinin elinden bu plajı alarak, Antalya Büyükşehir Belediyesine verilmek istenmesinin gerekçeleri nelerdir?

Antalya Konyaaltı Belediyesinin, Antalya Defterdarlığıyla yaptığı Konyaaltı Plajı'nın kullanım hakkı sözleşmesi, süresi daha dolmadan -25 Ekim 2007 tarihinde tebliğ edilerek- bu sözleşmenin iptali, tebliğ tarihinden bir hafta önce, 19 Ekim 2007 tarihinde, Antalya Büyükşehir Belediyesinin defterdarlıktan bu plajın kullanım hakkını talep etmesinden dolayı mı yapılmıştır?

Son sorum: Konyaaltı Belediyesinin kullanım hakkını aldığı günden beri uluslararası kriterleri yerine getirerek mavi bayraklar alan, Turizm Bakanlığı ve Akdeniz Üniversitesinden birincilik ödülleri alan, günübirlik 40 bin kişinin yararlanmasını sağlayarak, Antalyalıya ve Türk turizmine büyük hizmet veren bir sahil projesi olan bu projenin sözleşme süresi sonu olan 2012 yılına kadar Antalya Konyaaltı Belediyesinin…

BAŞKAN - Sayın Kaptan…

OSMAN KAPTAN (Antalya) - … kullanımında kalmasını sağlayacak mısınız?

İLGİLİ OTURUMDA SORU YANITLANMAMIŞTIR.

 

 


 
© Website Powered by Cahit Tosun